Elhamdülillah bizim yolumuz Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin irşad ettiği, Nakşi Bend (ks) hazretlerinin feyz aldığı ve onları irşad eden Seyyid Abdulkadir Geylani (ks) hazretlerinin yoludur ve yine Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin torunlarından,zamanın kutbu, asrın müceddedi ve Kadiri Tarikatının Mürşidi Seyyid Muhammed (k.s.) efendinin yoludur. Muhammediye Kolu Anadoluya ilk defa Kadiri Tarikatı´nı getiren tasavvuf yoludur. Seyyid Muhammed el-Kadiri· ise, ilk defa tarikat tesisinde bulunan ve Gavsu´s-Sakaleyn yani insanların ve cinlerin piri ve Seyyidi´l-Evliya velilerin efendisi olan Seyyid Abdülkadir Geylani hazretlerinin halifesi ve· Muhammediye tarikatının piridir. Şeyh Seyyid Muhammed efendinin· büyük dedesi olan· Muhammed el-Kadiri Hazretlerine nispetle buyol Muhammediye Tarikatı olarak isimlendirilmiştir. Muhammediye Tarikatı Kadiriye Tarikatının bir kolu olmakla beraber Nakşibendiye, Ciştiyye, Ebheriye (Bayramiye, Şemsiyye, Tennuriye), Mevleviye Burhaniye, Cezuliye ve daha bir çok tarikatlarında katkıda bulunmasıyla büyük bir marifet denizi haline gelmiştir.
|
|
Devran ve Halaka Zikrimiz |
|
 Zikir, sözlükte anmak, hatırlamak manalarına gelir. Zikir, tasavvuf literatüründe söz, fiil ve genelde düşünce düzleminde her an ve her yerde Allah’ın murakabesinin hatırlanması anlamında kullanılır. Kadiri tarikatı’nda zikir aşikare olarak icra edilir. Kadiri tarikatı’nın müntesipleri ferdi olarak kendilerinin duyacakları kadar seslerini yükseltirler, üç müntesip bir araya gelirse zikir, halaka zikri olarak icra edilir. Tevhid “Lailaheillallah” ve lafza “Allah” zikirleri Kadirî Tarikatı’nda esası teşkil eder.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bu Yolda Teslimiyetin Ehemniyeti |
|
Dervişliğin ve tasavvufun yolu şeyhine teslim olmaktır. Bir müridin teslimiyeti şu şekildedir;İbrahim (as) İsmail (as)’a şöyle dedi;“Oğlum Allah-u zü’l-Celâl bana seni kendisine kurban etmemi vahiy etti. Ben emr-i ilâhiyeyi yerine getireceğim ve seni kurban edeceğim. ”İsmail (as);“Babacığım Allah-u zü’l-Celâl’in emrine ben itiraz edemem ona inkıyat edeceğim. Yalnız beni keserken senin şefkat ve merhametin doğar onun için benim ellerimi ve ayaklarımı bağla sana eziyet etmeyeyim. |
|
Devamını oku...
|
Nur-ı Muhammediye’den Hakk dostlarınına sirâyet eden nurun mürşidin kalbine dolması, oradan da müritlerin gönlüne akmasıdır.Tarikat-ı âliye’de irşad ehlinin kalbine gelen nurdan müridinin kalbine nur geçer, müridin kalbine geçen bu nur dolayısı ile ona ilham kapısı, mübeşşerât kapısı ve feraset kapısı açılır. Bu nur kapılarını açmak için öncelikle mürit şeyhinin elini tutar ve ona bey’at eder. Kendi kalbini şeyhinin kalbine bağlar, rabıta yapar. Kalpten kalbe yol vardır. Rabıtanın gayesi, gönülden gönüle geçen feyizden istifade ederek, Allahrasulü’nün nurundan tâ müridin gönülüne gelen nur aracılığı ile gönüldeki ilham kapılarını açmaktır. Bunu şu misal ile açıklayabiliriz;Bebekler anne karnındayken annesine göbek bağıyla bağlıdır. Çocuk annenin yeme içmesinden bu bağ sayesinde istifade eder. Eğer bu bağ bir vesile ile koparsa veya işlevini yitirirse çocuk anne karnında ölür.
|
|
Devamını oku...
|
|
Cehrî zikir kadirî tarikatı Hz. Ali (kv) ile başlamıştır. Kadiriye Tarikatı’nda zikir aşikare icrâ edilir. Kadiriye yolunun esası tevhidi “lâilaheillallâh” ve lafza-i celâli “Allah” çokça anmaktır. Muhammediye yolunda “Allah” ismi ve “lailaheillallâh” zikri çok çekilir. Nitekim yer ve gök ancak tevhid ile ayakta durmaktadır. Tevhide ve Allah-u zü’l-Celâl’in ismine devam etmek gereklidir. Allah-u zü’l-Celâl “İsm-i Azâm” duasını lafza-i celâl’in içine gizlemiştir. Tevhidin içinde ism-i azâm duası gizlidir. Bunlarla zikreden bir sofi bütün esmây-ı hüsnâ ile zikretmiştir. İlahî marifetullahın özü budur. Diğer özler bunun içindedir. Bizler Allah’ı gerek tevhit ve gerekse lafza-i celâl zikriyle çokça anmalıyız.
|
|
Devamını oku...
|
|
Günlük dersin akabinde Seyyid Abdülkadir Geylânî’ye ait olan şu dua okunur; Allah’ım, salât ve selamların en üstününü, bereketlerin en bolunu, tazim ve ihtiramların en yücesini beşeriyetin en şereflisi, ve iman hakikatlerinin kaynağı olan efendimiz Muhammed (s.a.v)’in ve âl-u ashabının üzerine daim ve ebedî kıl. Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz, ihsan tecellîlerinin mekânı, ruhani sırların konağı, peygamberlik gerdanlığının birleştiricisi, rasuller ordusunun öncüsü ve tüm yaratılanların en üstünüdür. O, en yüce izzet bayrağının taşıyıcısı ve üstünlük dizginlerinin sahibidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|