header28.jpg

Padişahî herdüâlem Şahi Abdülkadirest Serveri evlâdı Âdem Şahı Abdülkadirest Âfütabu Mâhitâbi Arşı ve Kürsiyyi Âlem Nûr-i Akdes, Nûr-i Âzam Şahi Abdülkadirest…

Makaleler ve Köşe Yazıları

Filiz Konca
Filiz Konca
İsmail Küçükdurgut
İsmail Küçükdurgut
ali imran suresi 43

Ey Meryem Rabbine ibadet et; secdeye kapan (onun huzurunda)egilenlerle beraber sende egil.(ali imran suresi 43)

image 0image 1image 2image 3image 4image 5image 6image 7image 8image 9image 0image 1image 2image 3image 4image 5image 6image 7image 8image 9
343584
BugünBugün327
DünDün462
Bu HaftaBu Hafta1758
TümTüm343584
Kuddüsi Baba PDF Yazdır e-Posta
   
Tanınmış üveysi velilerden olan Şeyh Ahmed Kuddüsi bin Maraşizade İbrahim hazretleri H.1183 M. 1760 senesinde Niğde ilinin Bor kazasında dünyaya gelmiştir. Şeyh hazretlerinin babası İbrahim Efendi, Nakşibendi Tarikatı şeyhlerinden olup Maraş valisinin zulmünden kaçarak Bor kazasına gelmiştir.Kuddüsi Baba hazretleri, babasının yanında Nakşibendiyye usulü üzerine terbiye görmüş, bir müddet çeşitli medreselerde ilim tahsil etmiştir. Babasının vefatı ardından manevi bir işaret üzere başta Kayseri ve Erzincan olmak üzere birçok Anadolu şehrini ziyaret ederek dönemin önde gelen alim ve velilerin sohbetine iştirak etmiştir. Daha sonra Hicaz’a giderek bir süre burada mücahade ile meşgul olmuştur. Hacc akabinde beldesine dönen Kuddusi Baba hazretleri, orduya katılmış ve Rus harbine iştirak etmiştir.  Savaş akabinde bir müddet İstanbul’da kalmıştır.

     Daha sonra Bor’a gelen Şeyh hazretleri, manevi bir işaretle tekrar Hicaz’a giderek on yedi sene kadar Mekke ve Medine dağlarında ve sahralarda riyazet ve mücahade ile meşgul olmuştur. Daha sonra beldesine geri dönen Kuddüsi Baba hazretleri, babasının tarikatı üzere müritlere zikir ve evrat telkininde bulunmuştur.  Bir gece şeyh hazretleri,“YaRabbi, Nakşibendiyye tarikatında züht, takva ve riyazete gereği gibi sarılmadıkça, şüpheli işler başta olmak üzere tüm kötü amellerden tam anlamı ile vazgeçmedikçe feyz ve istifade olunmak ender olduğu tecrübe ile sabit ve muhakkaktır. Ya Rabbi, senin velin Bahaadiin Nakşibend hazretlerinin tarikatı pek güzeldir, fakat biz ve ihvanımız gafil ve cahil kimseleriz. Devrin insanları dünya ziynetlerine meyyal olduklarından kalpleri daima karışık ve masiva ile dolu şaşkın haldedir. Senin velin Abdülkadair Geylani’nin tarikatı ise daha geniş ve daha müşfiktir ki bir sözünde o

“ Hayatımda ve vefatımdan sonra, deryada ve karada sıkıntıya düşenler benden meded talep etseler muhakkak imdad ederim, müridlerim halifelerimden inabe ederler ise ben onları ruhaniyetimle irşad ederim. Beni çağıran salih olsun fasık olsun yermem yardım ederim.” buyurmuştur. Ya Rabbi,  şeyh Muhammed Bahaeddin kulun bir suçumuz olsa bize küser. Şeyh Abdülkadir kulun küsmez,”

diyerek niyazda bulunmuştur.Ertesi gece Şeyh Abdülkadir Geyleni hazretleri elinde“ bir kimse La ilahe illallah zikrini çoğaltsa sabikinden ve mukarrabinden olur.” yazılı bir levha ile Kuddusi Baba hazretlerinin rüyasına teşrif ederek onu manen irşad etmiştir. Bu olaydan sonra şeyh hazretleri Kadiriye tarikatı usulü üzere insanları irşad etmeye başlamıştır.

                  Ahmed Kuddusi hazretleri devrinin keramet sahibi büyük velisi olarak kabul edilirdi. Bir Cuma vakti müritlerinden biri şeyh hazretlerini ziyarete geldi. Cuma saati gelmesine karşın şeyh hazretleri namaza gitmek için herhangi teşebbüste bulunmadığı gibi müridine “ Oğlum biraz sabrediniz, birlikte namaza gideriz” buyurdular. Mürid namazın geçmesinden endişe ederek dönmek üzere şeyh hazretlerinin hanesinden ayrıldı. Namaz akabinde tekrar şeyh hazretlerinin evine misafir oldu.  Kudusi Baba hazretleri, müridi için taze hurma ve o mevsimde Bor’da yetişmeyen sebze ve meyvelerden müteşekkil bir sofra hazırlatmış idi. Mürid    “efendim, cumayı nerede eda ettiniz? Ve bu yiyecekleri nereden temin ettiniz? diyerek sual etti.  Kuddusi Baba hazretleri “oğlum, eğer biraz sabretmiş olsa idin bizimle birlikte cumayı Kâbe’de eda edecektin.”buyurdular.  Kuddusi Baba hazretleri vefatından sonra da kendisini sevenleri irşad etme yetkisine sahip olduğunu şu şekilde açıklamaktadır;

 

Bu yola şeyhsiz sülük etmekte var havf-ı hatar

Bir icazet sahibi şeyhten izin al kıl cihaz

 

Bulamazsan şeyhi sana benden olsun izn-i tam

Eyle imdi zikrini had itme asla ihtiraz

 

Bu icazet-i ammedir virdim izin isteyene

Ta kıyamet gününe dek zakirine var icaz

 

Bulamadım bir şeyh deyü terk etme zikrullahı çün

Sana Kuddusi icazet verdi oldun sen mücaz

 

                   Kuddusi Baba hazretlerinin birçok eseri vardır. Bunlardan en çok tanınan Allah aşkı ile kaleme aldığı şiirlerini topladığı ve Anadolu’da büyük tesir uyandıran Divan’ıdır. Şeyh hazretleri H. 1265 M. 1848 tarihinde ahirete irtihal etmiştir.  Kabr_i şerifleri Bor kazasındadır.

                 Birçok kerameti olan şeyh hazretlerinin bir kerameti şu şekilde nakl edilmiştir. Köylünün biri kırılan saban demirini tamir ettirmek üzere Bor’a gelmiştir. Şehre girince kalabalık bir cemaatin bir cenaze namazı kılmak için hazırlandığını görmüş, doğruca abdest alarak cemaate iştirak etmiştir. Cenaze namazı bittikten sonra demirci dükkânına girmiş ve saban demirini Tamir ettirmek istemiştir.  Demirci saban demirini ocağa koymuş; fakat bir türlü demir ısınmamıştır. Saatlerce demir ateşte kalmasına karşın ateş, demire bir türlü etki hareket etmemiştir. Demirci bu olayı kendini ziyarete gelen bir tanıdığına anlatmış, o kimse köylüyü çağırarak “ bu gün ne iş yaptın ?” diyerek sual etmiştir. Köylü “şehre saban demirini yaptırmak için gelmiş idim. O sırada bir cenaze gördüm ve namazına iştirak ettim, demir de hep yanımda idi.” Cevabını vermiştir.  O zat senin namazına iştirak ettiğin kimse büyük velilerden Ahmed Kuddusi Baba hazretleridir. Allah(c.c.) , ona tabi olanları, onun cenazesine iştirak edenleri, ona tabi olanları ateşten muhafaza eylemiştir.  Bu demirde o cenazede bulunması sebebi ile ateşin etkisinden muhafaza edilmektedir” diye izahat getirmiştir.

Sabr eyle gönül derdine derman gelür elbet

Sen hastaye bil şöyle ki Lokman gelür elbet

 

Züht ile kişi sanma ki Hakk’ı bulur ancak

Işk olmasa yoldaş ana hüsran gelür elbet

 

 Nalan olur aşık olan üftade bu yolda

Bülbül gül içün gülşen’e giryan gelür elbet

 

Şeyhin izini gözle sakın olma muhalif

Ki şeyhsiz olan salike şeytan gelür elbet

 

Bu ilim-i cedel kibre sebeb demiş erenler

Müstekbir olan kimseye hizlan gelür elbet

 

Her gece temellük edüben yârine yalvar

Nalan ola gör ki sana ihsan gelür elbet

Çok cürm-ü günahım deyü kat’ etme ümidi

Suçunu bilen müzbine gufran gelür elbet

 

Kuddusi bi-çare koma gayriyi dilde

Şol hane ki abad ana sultan gelir elbet


 

Tasavvufi Makaleler

Şeyh Seyyid Ahmed er- Rıfai

Şeyh hazretlerinin ismi, Muyiddin  Ebu’l Abbas Ebu Ahmed bin Ebu’l Hasan Ali bin Yahya el-Mekki er-Rıfai olup H. 512 M. 1118 senesinde Bağdat...
Devam Oku

Geylani Hz. Hayatı

عبد القادر الجيلانيHazreti Pîr Seyyid Sultan Abdülkadir Geylani Kaddesallahü Sırrahül Azîz ve Hakîm, velayet burcunun...
Devam Oku

46. Makale: "YOLUMDA OLANIN RIZKINA KEFİLİM" HADİS-İ ŞERİFİ ÜZERİNE

46. Makale: "YOLUMDA OLANIN RIZKINA KEFİLİM" HADİS-İ ŞERİFİ ÜZERİNE Diğer bir kudsi hadiste Peygamberimiz (SAV): - “Zikrimle uğraşıp...
Devam Oku

Elindeki Sancakta Ne Yazıyor?

                  Geri dönüşü olmayan bir hayat yaşıyoruz. Bu hayatı yaşarken Hak ve hakikatlerin çiğnenmesine karşı...
Devam Oku

Diger Makaleler
OSUS