Hak ve Batıl

Hak ve Batıl

 

           Ehlullah şöyle buyurur:

 

          “Hak Allah’ın kitabıdır. Hak sadece Allah’tan gelendir. Allah’tan gelen bu hakka istinat etmeyen her şey bâtıldır, her şey haksızlıktır. İnsanlar arasındaki tüm ihtilaflar bu kitapla çözümlenecek, tüm hakları bu kitap belirleyecektir. Kur’an’ın belirlediği hükümlerin dışında kim hüküm verirse, kim bir yasa belirlemeye kalkışırsa o haindir. Hainlerin yasalarına sahip çıkıp onları savunmak ta hakkı terk etmek olduğun­dan küfürdür. Evet ben Müslümanım diyen bir kimseye düşen hakka sarılmak, hakla hükmetmek ve bâtıl ehlini ve onların Hakka istinat et­meyen yasalarını savunmaktan uzak durmaktır. Bu kitabın indiri­lişi haktır, kitap hak olarak, hukuk olarak, tüm hakları, hukukları belir­leyici olarak, haklı olarak indirilmiştir.

 

            Allah peygamberine ve onun yolunun yolcusu olan Müslümanlara hak bir kitap göndermiştir. Allah’ın gönderdiği bu hak kitabın savaşın içinde de, savaşın dışında da Müslümanların hayatında ha­kim olması gerekmektedir. Peygamber ve Müslümanlar savaşın içinde de savaşın dışında da bu kitapla hükmedecekler, bu kitaba sa­rılacaklar, savaş ortamında da barış ortamında da kitapsız bir hayat sürmeleri, kitabı ellerine almadan bir hayat yaşamaları, kitaptan ha­bersiz hüküm vermeleri kesinlikle mümkün olmayacaktır. Peygamber ve Müslümanlar kitapla hükmedecekler, kitapla karar verecekler. Ki­tapsız Müslümanların başarıya ulaşmaları, huzur içinde bir hayat ya­şamaları asla mümkün değildir. Kitapsız problemlerin çözümü müm­kün değildir. İşte Allah bu kitabı peygambere bunun için göndermiştir.

 

Peygamber ve Müslümanlar yaşadıkları hayatın hangi problemiyle karşı karşıya bulunurlarsa bulunsunlar, ister ekonomik bir kavganın, ekonomik bir problemin çözümüyle, ister eğitim problemi, ister hukuk problemi, ister siyasal bir savaşın içinde, ister sıcak bir savaşın, ister soğuk savaşın içinde olsunlar, hangi ortamda, hangi problemin çözümüyle karşı karşıya olurlarsa olsunlar problemlerini ancak Allah’ın kitabıyla çözecekler, Allah’ın kitabıyla hükmedecekler ve başarıya ulaşacaklardır. Allah bu kitabı işte bunun için göndermiştir.

 

            Rabbimiz Peygamber Efendimize kendisiyle hükmetsin, insanlar arasında adâletle hüküm versin diye hem bu ki­tabı gönderiyor hem de aynı zamanda bu kitapla nasıl hükmedilece­ğini, bu kitabın pratik hayatta nasıl uygulanacağını, bu kitabın hayata nasıl indirgeneceğini, bu kitapla hayatın problemlerinin nasıl çözüme kavuşturulacağını da ayrıca peygamberine öğretiyor, gösteriyor. “Bi-ma erakellah” buyuruyor. Allah’ın sana gösterdiği şekilde bu kitapla hükmedeceksin diyor. Dün Allah’ın Resûlü bu kitapla Allah’ın kendi­sine gösterdiği şekilde hükmediyor, hayatın problemlerini çözüyor, in­sanlar arasında adâletle hükmünü gündeme getiriyordu. Elhamdülil­lah ki bugün bizim de elimizde hem kendisiyle hayatı düzenleyeceği­miz Allah’ın kitabı var, hem de şu anda bu kitabın hayatta nasıl uy­gulanacağını, nasıl pratize edileceğini bize gösteren Rasulullah Efen­dimize Allah’ın öğrettiği onun sünneti var.

 

Öyleyse peygamber yolunun yolcuları olarak bizler de sürekli kitap ve sünnetle beraber olacak, kitap ve sünneti elimizden hiç bı­rakmayacak ve hayatın hangi problemiyle karşı karşıya bulunursak bulunalım, savaş problemi mi, barış ortamı mı, ekonomik bir proble­min çözümü mü, hukuk probleminin halli mi, kılık kıyafet probleminin halli mi, bir bakış açısı geliştirme derdi mi, toplumsal bir tavır belirleme, ailevi bir geçimsizliğin çözüme kavuşturulması mı, hayatın nasıl değerlendirileceği, nasıl yorumlanacağı konusu mu, hangi problemle karşı karşıya bulunursak bulunalım Allah’ın kitabı ve onun pratiği olan Resûlünün sünnetine başvurmak zorundayız. İşte Allah kitabı bunun için indirmiştir.

 

            Rasulullah Efendimizin insanlar ara­sında Allah’ın gösterdiği şekilde hüküm verme, içtihatta bulunma yet­kisi vardır. Rabbimiz, Rasulullah Efendimize ve kıyamete kadar onun örnekliğinde bir hayat yaşamak zorunda olan bizlere insanlar arasında hükmederken âdil davranmamızı, hainleri asla savunmamamızı, hainlerden yana olmamamızı emrediyor. Ey peygamberim, ve ey peygamber yolunun yolcuları, ben size bu kitabı onunla aranızda hükmedesiniz, bu kitaba sarılasınız ve tüm prob­lemlerinizi onunla çözümleyesiniz diye gönderdim. Sakın ola ki bu ki­tabı bir kenara bırakıp da, bu kitabın pratiği olarak peygambere öğret­tiğim bilgileri, peygamberin sünnetini bir kenara alıp ta birilerinden bil­gilenmeye kalkışmayın. Birilerinin yasalarıyla hükmetmeye, birilerinden çözüm önerileri dilenmeye kalkışmayın. Sakın ha sakın Allah kitabını, Allah yasalarını beğenmeyen zalimlerin hainlerin hükümlerine tabi olmayın. Zalimlerin, hainlerin hayat tarzlarını benimseyerek, onların istedikleri gibi bir ha­yattan yana olarak onları desteklemeyin, onların savunucusu olmayın. Allah’ın gönderdiği hayat programından razı olmayarak kendi hevâ ve heveslerini din kabul edip kendi kendilerine hainlik yapanlardan olma­yın. Onlarla birlik olarak, onların bu tavırlarını kabul ederek onlara destek vermeyin.

 

            Allah diyor ki peygamberim, kesinlikle hainlerin savunucusu olma. Hangi milletten, hangi dinden olursa olsun hainleri savunarak hak sahiplerine düşmanlık etme. Hainlerin avukatlığını yapma. Başkalarına karşı böyle davranan bir kimse aslında kendisine karşı namus dışı davranmış demektir. Kendi vicdanına karşı haince davra­nan elbette başkalarına karşı da aynı davranışı sergilemekten çekin­meyecektir.”

 

Mümin Suresi:35. “Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı halde Allah’ın âyetleri hakkında mücâdele edenler, gerek Allah yanında, gerekse iman edenler yanında büyük bir nefretle karşılanır. Allah büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler.”

 

Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:

 

            “Sûrenin başında, Allah’ın âyetleriyle mücâdele edenlerin durumları ve acı sonları anlatılır. Allah’ın âyetleri konusunda mücâdele, Allah’ın âyetlerine rağmen onlardan habersiz, kendi kendine hayat programı yapmaktı. Allah’ın âyetlerinin varlığına rağmen, onlar yokmuş gibi bir hayat yaşamaktı. Yâni bir insan Allah’ın onun hayatına karışması adına kendisi için gönderdiği âyetlerine karşı ilgisiz kalır, onlardan habersiz bir hayat yaşarsa, işte bu, Allah’ın âyetleriyle mücâdele anlamına gelecektir. İşte böyle yaşayan insanların kalplerini Allah mühürleyecektir. Allah’a karşı müstekbir davranan, Allah’ın âyetlerine karşı eyvallahsız davranan, Allah’a ve Allah’ın âyetlerine iman etmeyen, bu âyetler doğrultusunda bir hayat yaşamaya yanaşmayan ve de Allah’ın âyetlerine dil uzatan kimselerin kalplerini Allah mühürleyecektir.

 

Şurası bir gerçek ki, Allah haksız yere hiç kimsenin kalbini mühürlemez. Bu insanlar Allah’ın kendileri için hayat programı olarak gönderdiği âyetlerden yüz çevirmişler, kendi kendilerine bir hayat programı yapmışlar, amelleriyle öylesine fısk-u fücûra dalmışlardır ki, artık o amellerden hoşlanmaya, durumlarından, yaşantılarından memnun olmuşlar, hayatlarından mutmain olmuşlardır. Şu anda bizim yaşadığımız hayat, hayatların en güzelidir. Bizim başka şeye ihtiyacımız yoktur. Allah’a da, Allah’ın âyetlerine de peygambere de ihtiyacımız yoktur demeye başlamışlar, Allah’ın âyetleriyle kendilerini sağlama almaya, doğru yolu bulma ve ıslah olmayı hiç düşünmedikleri için, peygamberin getirdiği mesaja da hep şüphe ile bakmaya başlamışlardır. Hayat programını kabul etmeyerek, âyetleriyle ilgilenmeyerek Allah’a kafa tuttukları ve de Cebbârlık yapıp Allah’ın kullarına zulmettikleri için, Allah da onların kalplerini mühürleyivermiştir.

 

            Bu yüzden de bu tip insanlar, Allah yanında da mü’minler yanında da büyük bir nefretle karşılanmaktadır. Onların bu konuda Allah tarafından kendilerine gelmiş hiçbir delilleri olmadığı halde, Allah’ın âyetleri, Allah’ın şeriatı konusunda bilgisizce mücâdeleye girişmeleri, Allah’ın da mü’minlerin de büyük öfkesine sebep olmuştur. Zaten sevgi ve nefrette, rahmet ve gazapta mü’minler Allah safındadırlar. Mü’minler, Allah’ın gazap ettiklerine gazap ederler, Allah’ın rahmet ettiklerine de rahmet ederler. Sevgililerinin sevdiklerini severler, gazap ettiklerine de gazap ederler. Allah da sevdiği kullarının gazap ettiklerine gazap, sevdiklerine de rahmet eder.”

Schreibe einen Kommentar