Uydurma Din

                Uydurma Din

 

       Ehlullah şöyle buyurur:

 

       “Allah’a karşı yalan uyduranlar, Allah’a yalan iftiralarda bulunanlar, efendim Allah da bundan yanadır, Allah da bundan razıdır, Allah da bunu istemektedir, Allah da böyle bir kıyafetten razıdır, Allah da böyle bir hayattan yanadır diyerek; Allah’ın istemediklerini Allah istiyormuş pozisyonunda insanlara sunmak Allah’a yalan iftirada bulunmak demektir. Efendim Allah da demokrasiden yanadır, İslâm da laikliği önermektedir. Efendim Kur’an’da kesinlikle cihad yoktur. Allah böyle bir şeyi emretmemiştir. Bu çağda, bu devirde kesinlikle böyle çağdışı bir şeyi Kur’an emretmez! El kesme, göz çıkarma kesinlikle Kur’an’a yakışan şeyler değildir. Baş örtme de yoktur efendim! Nerden çıkarıyorlar bunu? Kur’an’da kesinlikle böyle bir emir yoktur. Kur’an mahza bir ahlâk kitabıdır! Kur’an da demokratik bir sistem öneriyor efendim! Kur’an bundan başka bir şey demiyor ki! diyerek, Allah’ın demediklerini dedi, dediklerini de demedi biçiminde Allah’a yalan iftirada bulunanlar asla kurtuluşa eremezler.

 

         Öyleyse madem ki bu işin sonunda cehenneme gitmek varsa Allah’ı iyi tanıyalım, Allah’ın kitabını ve elçisinin Sünnetini iyi tanıyalım, konuştuklarımızı, yaptıklarımızı Allah kitabı ve Resûlünün sünneti kaynaklı konuşalım ve yapalım ki Allah’a iftira etme isyanına düşmeyelim.

 

         Allah korusun kitabı tanımadan, sünneti tanımadan, Bakara‘yı bilmeden, Yunus’u bilmeden din konusunda, Allah konusunda, Allah’ın hayat programı konusunda söz söylersek biz de Allah’a iftira edenlerden oluruz.

 

         Allah için bu âyetler ışığında kendimizi bir daha kontrol edelim. Acaba din diye nelere sarılıyoruz? Dinimizi nereden alıyoruz? Kendimize uyguladığımız dinimizi ve de başkalarına duyurduğumuz dinimizi nereden ve kimden alıyoruz? bunu bir düşünelim. Acaba ölülerin arkasından okunan hatimleri, mevlüdleri din mi zannediyoruz? Particilik yapmayı din mi zannediyoruz? Tarikatı din mi zannediyoruz? Eğer din diye insanlara bunları götürüyorsak vallahi aldanıyoruz. Halbuki din Allah’ın kitabı ve Resûlünün sünnetidir. Kendimiz din diye bunlara sarılmak zorunda olduğumuz gibi insanlara da din diye bunları götürmek zorundayız. Bir insan benim dinim var diyorsa, ben insanlara din götürüyorum diyorsa Allah’ın kitabını ve Resûlünün sünnetini anlatmak zorundadır. Eğer insanlara din diye siyaseti götürüyorsak, din diye particiliği anlatıyorsak, yahut da parti düşmanlığını anlatıyorsak, insanlara din diye tarikatı anlatıyorsak bilelim ki bunlar ne kitaptır ne de sünnettir. İnsanlara Allah’ın kitabını ve Resûlünün sünnetini götürmek zorundayız başka çaremiz yoktur.

 

         Evet işte bu Allah’ı yanlış tanıyanlar, Allah’ı insanlara yanlış tanıtanlar, Allah’ın dinini yanlış tanıyanlar ve bu dini toplumlarına yanlış tanıtarak Allah’a yalan iftirada bulunanlar, kendi anlayışlarını, kendi hevâ ve heveslerini işte din budur diye, eğri büğrü bir dini insanlara takdim ederek Allah’a yalan iftirada bulunanlar, sanki Allah’ın âyetlerinin toplumu düzenleme hakkı ve yetkisi yokmuş gibi toplum hayatını kendi yasalarıyla düzenlemeye çalışanlar, sanki Allah âyetleri kendilerinden hiç bir mükellefiyet istemiyormuş gibi hayatlarını keyiflerinin istediği gibi yaşamaya çalışanlar asla kurtuluşa eremeyeceklerdir.”

 

Zümer Suresi:32. “Allah’a karşı yalan uydurandan, kendisine gelmiş olan gerçeği yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkârcılar için cehennemde bir durak olmaz olur mu?”

 

 Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:

 

         Allah’a karşı yalan uydurandan, yalan iftira edenden ve kendisine gelmiş olan sıdkı, hakkı, gerçeği yalan sayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde böyle kâfirler için bir sığınak, bir barınak yok mudur? Allah’a yalan uydurmak demek Allah’ın zatıyla, sıfatlarıyla, yetkileriyle alâkalı yalan söylemek demektir. Allah hayata karışmaz, Allah vahiy göndermez, Allah bizden kulluk istemez şeklindeki yalanlardır bunlar. Allah’ın sıfatlarını, Allah’ın yetkilerini Allah’tan başkalarına vermek türündeki yalanlardır.

 

Yeryüzünde Allah’tan başka Rabblerin, İlâhların, tanrıların varlığını kabul etmek türündeki yalanlar, Allah’ın yeryüzünde yetkilileri, oğulları, evlâtları vardır şeklindeki yalanlardır.

 

Veya Allah bir konuda öyle bir şey demediği halde Allah böyle buyuruyor, Allah böyle istiyor şeklinde yapılan yalanlardır. İdeolojiler uyduruyorlar, sistemler geliştiriyorlar ve bunları Allah’a isnat ederek, O’na onaylattırmaya, Allah’ta böyle istiyor demeye, Allah’a yalan iftira etmeye  çalışıyorlar.

 

        Yeryüzünde Allah’ın asla istemediği bir hayatı yaşıyorlar ve işte şu bizim yaşadığımız hayat Allah’ın istediği, Allah’ın razı olduğu bir hayattır diyerek küfürlerini, şirklerini Allah adına yasallaştırmaya çalışıyorlar.

 

        Allah’tan kendilerine gelmiş doğruları, Allah âyetlerini yalanlıyorlar. Allah âyetlerini hayatlarında boşa çıkarmaya, işlemez hale getirmeye çalışıyorlar. Sanki Rablerinden kendilerine hiçbir âyet gelmemiş, hiçbir doğru gelmemiş gibi onları görmezden, duymazdan geliyorlar, yok farz ediyorlar. Allah’tan gelen bu doğruları gündemlerinden düşürmeye çalışıyorlar. Tüm Allah doğrularını boşa çıkarıyorlar. Bunlardan daha zalim kim vardır, diyor Rabbimiz.

 

Böyle Allah’a karşı yalan iftiralarda bulunan, yalanlarını Allah’a izâfe eden ve bir de Allah’tan gelen doğruları, Allah’ın âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim vardır? Allah’ın âyetlerini yok farz ederek bir hayat yaşayandan daha zalim kim vardır? Âyetlerin varlığını görmezden gelerek, âyetleri örterek, örtbas ederek, gündeme almayarak bir hayat yaşayan kişiden daha zalim kim vardır, diyor Rabbimiz. Böyle yapan zalimleri Allah kesinlikle hidâyete ulaştırmayacaktır. Bu tür insanlar kesinlikle saadeti bulamayacak, huzuru göremeyeceklerdir. Âhiret gününde de cehennem onların barınağı, sığınağı olacaktır.”

Schreibe einen Kommentar