ALÇAKLIK

           

                

       

                      Alçaklık

 

          Ehlullah şöyle buyurur: “Yaratıcı olarak herkes Allah’ı kabul ediyor da Rab olarak, hayata karışıcı olarak Allah’ı kabule yanaşmıyorlar. Dün de, bugün de müşrikler yaratıcı olarak, her şeyin var edicisi olarak, göklerin ve yerin yaratıcısı olarak Allah’ı kabul ediyorlar, ama Rab olarak hayata karışıcı ve kanun koyucu olarak Allah’ı kabul etmiyorlar. Rızık verici olarak, yaratıklarının tümünü doyurucu olarak Allah’ı biliyorlar, inanıyorlar ama hayatı düzenleyici olarak Allah’a inanmıyorlar. Yaratıcı olarak var olan, ama hayata karışıcı olarak sanki yok olan bir Allah inancını yâni şirki yaygınlaştırma eğilimine girmektedir insanlar.

 

          Sizin kendisine kulluk yapmanız gereken, çektiği yere gitmeniz gereken, arzularını gerçekleştirmeniz gereken, sizin hayat programınızı belirleme yetkisine sahip olan Rabbiniz Allah’tır. Allah vardır, birdir ile kalmayıp Ona kulluk etmeniz ve sadece Onu dinlemeniz gerekmektedir.

 

           Allah dururken insanların Ondan başkalarını Rab kabul etmeleri, Allah’tan gelen hak yasalar dururken insanların başka yasalara tâbi olmaları sapıklıktan başka bir şey değildir. Siz de biliyorsunuz , tüm insanlar da biliyorlar ki Hak Rab Allah’tır. Hak din, hak yol, hak nizam, hak hayat tarzı Allah’ın hayat tarzıdır. Hak, hukuk Allah’ın gönderdikleridir. Sizler ya Allah’ın Rabliğine, rubûbiyetine, ulûhiyetine evet der, Onun istediği şekilde bir hayat yaşayarak müslüman olursunuz, ya da sapıklığı tercih etmiş olursunuz. İnsan ya haktadır, ya da sapıklıkta. Ya mü’mindir ya da kâfir. Çünkü hak özelliğine sahip olan sadece Allah’tır ve hakkın dışında da sapıklık vardır.

 

          Rabbimiz hak, kitabı hak, peygamberi hak, yasaları hak, sistemi hak, yolu hak, cenneti hak, cehennemi hak, Sıratı hak, terazisi hak, Mizanı hak, hepsi haktır. Evet hak Allah’tan gelendir. Namaz haktır, Oruç, Hac, tesettür, infak, Cihad haktır. Müslümanca bir hayat haktır. Kitap ve sünnete dayalı bir hayat haktır.

 

          Eğer hakkı Allah’ın gönderdiklerinin dışında görürseniz, Allah’ın vahyinin ötesinde hak peşine düşerseniz, Allah’ın dininin dışında hak aramaya kalkışırsanız, problemlerinizin çözümünü bu kitabın dışında ararsanız, başka yerlerde ararsanız mutlaka bâtıla düşmek zorunda kalacaksınız. Çünkü yalnız Allah’ın indirdiği haktır. Ona muhalefet eden her şey bâtıldır ve sapıklıktır. Tüm insanlık bir şey üzerinde toplanıp bu haktır deseler de şâyet o Allah’ın indirdiğine ters düşüyorsa o bâtıldır.

 

          Allah’ın indirdiğinin dışında hak yoktur. Allah’ın indirdiğinin dışında hüküm de yoktur. Ve bu hak hüküm ortaya konulmadıkça insanlar arasındaki ihtilâfların bitmesine de imkân ve ihtimal yoktur. Allah’ın hak olarak indirdikleriyle hükmetmedikçe yeryüzünde asla salah da olmayacaktır. Yeryüzünde sulh ve sükun asla gerçekleşmeyecektir. İhtilâfları çözecek bir tek yol, bir tek kaynak vardır. O da Allah’ın yeryüzünde ihtilâfları çözmek üzere indirdiği kitaptır. Hal böyleyken nasıl da yamuluyorsunuz? Nasıl da edilgen bir hayatın sahibi olarak size etkili olanlar tarafından haktan döndürülmeye razı oluyorsunuz? Nasıl da böyle bildiğiniz tanıdığınız hak bir Rabbiniz varken, hak bir Mâbudunuz varken, hak bir Rab’den gelen hak dininiz, hak yolunuz varken gidip başka yollara tâbi olmaya kalkışıyorsunuz?”

 

Mücadele Suresi:5. “Allah’a ve peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık âyetler indirmişizdir, bunları inkâr edene alçaltıcı azap vardır.”

 

          Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:

 

          Gerçekten Allah ve Resûlü’ne karşı gelenler, Allah ve Resûlü’ne karşı duranlar, Allah ve Resûlü’ne kafa tutanlar, Allah ve Resûlü’nün koyduğu sınırları tanımayıp kendi kendilerine yarış yapmaya kalkışanlar, Allah ve Resûlünün çizgilerine, sınırlarına karşı sınır çizme yarışına girenler, Allah ve Resûlüne karşı karşıt saf oluşturanlar, Allah ve Resûlü’nün koyduğu yasaları beğenmeyip kendi hevâ ve hevesleriyle yasa belirlemeye kalkışanlar, insanları, toplumları Allah ve Resûlü’nün yasalarını bırakıp kendi yasalarına uymaya çağıranlar, zorlayanlar var ya, onlar bilsinler ki kendilerinden öncekiler nasıl alçaltılmışlarsa, onlar da aynen öylece alçaltılacaklardır. Kendilerinden önce kendi yollarında giderek Allah ve Resûlü’yle savaş halinde olanlar nasıl yıkılmış, nasıl devrilmiş, nasıl helâk edilmişlerse, onlar da aynen onlar gibi devrileceklerdir.

 

İşte bu kitabında Rabbimiz onların devrilişlerini bize anlatıyor. Geçmişlerin başlarına nelerin geldiğini haber veriyor. Allah ve elçileriyle savaşan Âd kavminin, Allah yasalarını reddeden Semûd kavminin, Allah âyetlerini, Allah yasalarını reddeden Firavunların, Allah’la savaşa tutuşan Nemrutların başlarına neler gelmişse, bunların başlarına da aynen gelecektir haberleri olsun. Allah yasalarını beğenmemenin, Allah yasalarına karşı alternatif yasalar belirlemenin, Allah ve Resûlü’yle yarışa kalkışmanın ne demek olduğunu yakında görecek bu kâfirler! Çünkü Rabbimiz bakın âyetin devamında buyuruyor ki:

 

          “Biz size apaçık âyetler gönderdik. Gönderdiğimiz bu âyetlerimizle gün kadar açık bir şekilde size hudutlarımızı, yasalarımızı açıkladık, beyan ettik, haber verdik. Size hayat programımızı apaçık anlattık, her şeyi ortaya koyduk. Şimdi nasıl oluyor da bizim âyetlerimizi ciddiye almadan bir hayat yaşayabilirsiniz? Nasıl oluyor da bu âyetlerimizi yok farz edebiliyorsunuz? Nasıl oluyor da bu kitabı örterek bir hayat yaşayabiliyorsunuz? Nasıl oluyor da Bizim yasalarımızı bir kenara koyup kendi yasalarınızı, ya da kendiniz gibilerin yasalarını uygulamaya kalkışabiliyorsunuz? Bizim kurallarımız varken nasıl oluyor da kendi kendinize kurallar koyabiliyorsunuz? Kimden aldınız bu yetkiyi? Sizden önceki seleflerinizin başlarına gelenlerden haberiniz yok mu? Unutmayın ki böyle Allah’ın kitabını örtenlere, Allah’ın âyetlerini, yasalarını görmezden gelenlere dayanılmaz bir azap vardır. Unutmayın ki:

 

Mücadele Suresi:6. “Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.”

 

           Bir Allah dostu şöyle buyurur: “Seviye insanlığın şanıdır, şerefidir. Bir millet ki helalı haram eder, haramı helal eder, seviyesini kaybetmiştir. Kabil-i Hitap değildir, gideceklerdir.”

 

Schreibe einen Kommentar