Malayani Tehlikesi

       

 

Abdulkâdir Geylâni Hazretleri (k.s.) “Cilâlü’l- Hâtır” da şöyle buyurmaktadır:

 

“Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Malayaniyi  terketmesi kişinin İslam’ının güzelliğindendir.” [Tirmizi]  İslam’ı güzel olan kimse kendisini ilgilendiren şeye yönelir; malayaniden, kendisini ilgilendirmeyen şeylerden yüz çevirir. Malayani ile iştigal etmek aptalların ve hayalperestlerin işidir. Mevla’sının emrettiğini yapmayıp, O’nun emretmedikleri ile meşgul olan kimse, O’nun rızasından da mahrum kalır. Bu durum, mahrumiyetin, büyük günahkarlığın, tardedilmişliğin ta kendisidir. Yazık sana! Emre sarıl, nehiyden kaçın…”

 

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

 

“Bir kimsenin boş şeylerle vakit geçirmesi, Allahü teâlânın onu sevmediğinin alametidir.” [Mektubat-ı Rabbani]


“Kıyamette, herkes ömrünü ve gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmi ile amel edip etmediğinden sorguya çekilecektir.” [Tirmizi]

 

“Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin ve ölümden önce hayatın kıymetini bil!” [Ebu Nuaym]

 

Peygamber efendimiz (s.a.v.), tavla oynayan bir grup insana buyurdu ki:
“Oyunla meşgul olan el ve kalblere, boş ve bâtıl sözlere yazıklar olsun.” [Beyheki]

Böyle oyunları parasız oynamak da uygun değildir. Çünkü hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Satranç ve dama oynayan, ellerini domuz kanına bulaştırmış gibi olur.” [Müslim]

“Malayani ile meşgul olanın hatası, günahı çok olur.” [El-Askeri]

“Kıyamet günü günahı en çok olan malayani konuşandır.” [Ebu Nasr]

Uhud’da şehid olan bir gencin annesi, “Oğlum sana Cennet müjde olsun” dedi. Bunun üzerine Resulullah efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
“Ne biliyorsun, belki malayani konuşurdu.” [Tirmizi]

Hazret-i Kab, hastalanınca, Resulullah efendimiz (s.a.v.) ziyaretine gitti. Hazret-i Kab’ın annesi, “Oğlum Cennet sana hazırdır” dedi. Peygamber efendimiz (s.a.v.) de buyurdu ki:
“Ey Kab’ın annesi! Ne biliyorsun, Kab belki malayani konuşurdu.” [İbni Ebiddünya]

Peygamber efendimiz (s.a.v.) Ebu Zer hazretlerine de buyurdu ki:
“Sana bedene hafif, fakat terazide ağır (ahirette sevabı çok) olan bir amel öğreteyim! Şükür et, güzel ahlaka sahip ol ve malayaniyi terk et.” [İbni Ebiddünya]

 

Abdülhak-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:

“Bir gün Peygamber efendimiz(s.a.v.);

– Kalbe îmân nûru girince, genişler buyurunca, Eshâb-ı kirâm;

– Yâ Resûlallah! (s.a.v.) O nûrun kalbe girmesinin alâmeti nedir? diye arz ederler. Peygamber efendimiz (s.a.v.) de;

– O nûrun kalbe girmesinin alâmeti; kulun, yüzünü âhirete çevirmesi, aldatıcı olan dünyâdan uzaklaşmasıdır buyururlar. Dünyâ görünüşte süslüdür, yaldızlıdır, ama aldatıcıdır, hîlecidir. Kendini sevenlerin gönüllerini çalar.”

 

Hadis-i şerifte; “Arzûsu âhiret olup, âhiret için çalışana, Allahü teâlâ dünyâyı hizmetçi yapar” buyurulmuştur.

 

 

 

 

Cenab-ı Hak, Hadis-i Kudsi’de buyuruyor ki:

 

“Ey insanoğlu! Eğer kalbine kasavet çökmüş ise, bedeninde hastalık var ise, rızkında mahrumiyet var ise, o zaman bil ki sen malayani, boş sözler söylemişsindir.

Ey insanoğlu! Çok konuşarak nasıl hikmeti istersin. Hikmeti kalben ve lisanen (dil) susmak suretiyle ara.

Ey insanoğlu! Başkalarını asla gıybet etme, çünkü kim gıybeti terkederse onun sır ve muhabbeti zahir olur (açığa çıkar) derecesi yükselir.

Ey insanoğlu! Dilin doğru olmazsa dinin de doğru olmaz. Kalbin doğru olmazsa dilin de doğru olmaz. Benden haya etmediğin müddetçe de kalbin doğru olmaz.”

 

İmam-ı Şafii Hazretleri şöyle buyurur: „Kimin düşüncesi, arzusu, maksadı yemek içmek (dünya) ise; kıymeti, bağırsaklarından çıkardığı kazurat kadardır.“

 

Hz. Mevlana şöyle buyurur:“Allah erinden başkasını kuru kum bil. Muttasıl o senin ömür suyunu yok eder.” , “Nefis boş şeylerle uğraşıp dururken kaza arslanı bizi ormana çekmededir.”


23-Mü’minun Suresi: 3- “Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,…”

 

25-Furkan Suresi: 72- “Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler.”

 

Eğer aşık isen yâre,

sakın aldanma ağyâre.

Düş İbrahim gibi nâre,

o gülşende yanar olmaz.   [Seyyid Seyfullah (k.s.)]

 

 

 

                                                                                                    

 

 

Schreibe einen Kommentar