Tasavvufta Gönül Yolu

Alimin önünde diline, arifin önünde gönlüne dikkat et denmiş. Bunun gibi şeriat dış ise tarikat iç. Tasavvuf yolu gönül yolu olup gönlün edebe kavuşup olgunlaşması ve hakkın gönülde tecelli etmesi için gönlün temizlenmesi ve eğitilmesi yolu.

Mevlana insan gönülden ibarettir demiş. Gönül gözü dıştaki göze nurunu verir, bunun gibi her duygu ve duyunun gönülde aslı olup insanın bedeninde olan onun sayesindedir. Gönül Hak nuruna tecelligah olunca Hak hisleri gönülde tecelli etmeye başlar. Bu hak hisleri gönülde doğrudan müşahede edilir. Gönül yolu ile keşfedilenler gönül dışındaki dünyaya anlatılamaz. Gönlü olgun biri ham birine gönül ilmini anlatamaz. Ham birinin bu ilimden öğrenmesinin tek yolu gönül sahiplerine gidip onlara teslimiyetle uymasıdır. Bunun hikmeti nefis ve beden varlığını Hakka teslim etmedir. Zira gönül sırrı odur ki gönüller başka bir alemde bulunurlar. Gönül başka bir alem olup beden ve nefis aleminde değildir.

Gönül aleminde gönüller arasında zaman ve mekan yok. O alem başka bir boyut olduğundan gönüllerde uzak yakın gibi şeyler olmaz. Gönüllerin saflık dereceleri olur. Gönül hem bedene hem de ruha bağlı olduğundan ve hem varlık ve hem de melekut alemine açık olduğundan oraya her iki taraftan da hisler gelir. Şeyhimiz Seyyid Muhammed Efendi KS, gönül han gibidir ona gelen giden çok olur der, şeytanlar bişey atar, melekler bişey atar insanın nefsinden kuruntular gelir, ruhu aracılığı ile ilham gelir…

Tasavvufta şeyhe teslimiyetin hikmeti, insanın nefis ve beden perdelerinden gönlünü arındırmak için feyz ve ilham almasıdır. Rabıtanın hikmetlerinden biri de, ne zaman insan rabıta yaparsa o zaman kendi nefsinden uzaklaşıp gönül alemine gider, yani Hak kapısına gider, zira kendi nefsinden, kendinden uzaklık Hakka yakınlık yoludur ve bu ilk adım Hakka yakınlaşmaya doğrudur. İnsan nefsinden uzaklaşmadıkça hakka doğru gidemez.

Gönül başka alem dedik. Gönül yoluyla insan sevdiği iledir sırrınca sevgi duyduğuna yaklaşıp nefsinden uzaklaşır. Mevlana, bunun için hiç değilse bir tahta parçasına aşık ol, der. Yani kendinden başka bir şeyi sevebilen hakka yaklaşır. Bu sırrın nedeni sevilende Hakkın tecellisidir. Sevgili olan Hakkın oltası olur. Yani, Hakka giden yol nefsinden başkasını sevmekle başlar. Rabıta bu yönüyle nefsinden geçme içindir. Bu başkası ise eğer batıl ise helaka yol açar. Eğer Hak ise kurtuluşa ve Hakka götürür.

Asıl değinmek istediğimiz sır gönül aleminin nefis ve beden alemi gibi olmadığı. Rabıta gönül bağı olup gönül ilmi için yapılır. Gönüller arasında bağ var. Gönülden gönüle nur geçer. Bu ilim başka yolla geçmez. Bu yüzden rabıta olur.

Tasavvuf hakikata giden yol olduğundan ve marifetullah ve Hakka varma niyeti olduğundan gönül yolculuğudur. Bu yolda zan ve şüphe bırakılmalı ve gönül mümkün olduğunca temiz tutulmalı. Şüphe ve zan yol keser. Bunun gibi, kıskanma, kızma, hased, kendini beğenme, tuli emel, hubbu cah, hırs, tamah gibi nefsin varlık alemine ait şeylerini gönülden atmak gerek. Nefsani varlıktan olan herşey boştur. Dünya davalarının hepsi boştur ve nefsanidir. Hak dahi olsa dünya davası boş ve yol kesicidir. Gönlü dünya davasından temiz tutamayan Hak yolda ilerleyemez.

Dünya ve nefis ile Hak bir arada olmaz. Eğer nefsin bir davası varsa orda hak olmaz. Nefsin his ve arzuları varsa orda Hak hissi ve arzusu kaçar. Tasavvuf yolu gönlü nefisten tamamen temizleme yoludur. Sadece Hakka hak tanıma ve razı olmadır. Tam bir gönül rızası ve teslimiyetidir. Gönle Hak sevgisinden başka şeyi almamak gerekir. Ancak böylelikle Hakkın yakınlığına ilerlenir.

Schreibe einen Kommentar