Vefasız Aşıklar

Bu dünya hayatında hayır ve iyilik pek yok. Resulullah SAS hayrin hepsi ahirette demis. Kuran’da Allah sizin için Allah katında olan daha güzeldir diyor. Bu demek değil ki Allah katında bişey var ama oraya mezarda ulaşılacak. Bu demektir ki Allah katına dünyada yükselmek gerek. Kuran’ın emretmek istediği bu. Allah katında olan, Allah’ın yanında olan daha güzel ve hayırlıdır demek, insanın kendini yükseltip Allah’a ulaşmasına işaret eder.

Dünyadaki herşey geçici. Bazısı kısa zamanda geçiyor. Güzel güller açıp kısa zamanda soluyorlar. Bazısı daha uzun kalıyor, örneğin güzel insanlar uzun yıllar yaşayabiliyorlar. Bazısı daha uzun kalıyor, mesela Kabe binlerce yıldır hala var, ama Kıyametten önce yıkılacağı haber verilmis. Dünya da kıyamette yokolacak. Herşey böyle fani. Bazıları insan hayatından daha uzun da olsa insanın kendisi dünyadan göçünce zaten yine bütün bunlardan ayrılmış oluyor.

Allah insanı dünyaya gönderirken ona demiş ki; şimdi seni bir hayale daldıracağım, orda herşeyi gerçek sanacaksın, seni imtihan edeceğim, sonra seni uyandırıvereceğim, orda ne görürsen gör, ne seversen sev, ne elde edersen et, tamamı ve buna senin ordaki varlığın, vücudun ve cesedin de dahil geride kalacak, asla ordan birşey getirmene izin vermeyeceğim, tek getirebileceğin şey bana olan sevgin, saygın ve beni hatırlamandır.

Bunun nedeni şudur, insan kalu belada büyük bir aşkla sen Rabbimsin dermiş. İnsan bunu söylerken büyük bir aşk ve vecd üzereymiş. Mecnun ve şerhoş gibi kendinden geçmiş bir şekilde diyormuş ki, sen rabbimsın, sen rabbimsın, seni öyle seviyorum ki asla unutamam, seni öyle seviyorum ki senin için herşeyi feda ederim, seni öyle seviyorum ki milyon leyla önüme çıksa seni unutmam, seni öyle seviyorum ki biran seni unutmam…

İnsan kalu belada böyle aşk şerhoşluğu içinde sayıklayıp duruyormuş. Bu sayıklaması ve bu aşıklığı, bu mecnunluğu binlerce yıl devam ediyor ama ruhu asla Allah aşkından mest olmaktan uyanamıyormuş.
 
Allah ona demiş, ki madem öyle diyorsun, madem o kadar beni çok seviyorsun ve seni asla unutmam, istersen dene gör, senin için canım feda ey sevgili diye ağlayıp duruyorsun, madem bana yalvarıyorsun aşkını ispat etmek için, ben de kabul ediyorum, senin bu yapmak istediklerinin hepsini kabul ettim, hanginiz neyi diliyorsa, bana aşkını nasıl göstermek istiyorsa ona öyle bir hayat verip test edeceğim hazır mısınız der.

Ruhlar büyük coşkunluk içinde koştururlar, Mevlana gibi semahlar ederler, ey sevgili senin lütfun ne büyük, aşkımız daha da arttı derler. Aşk içinde dünyaya gelmeye hazırlanırlar. Çöllerde dolaşıp Allah demek için, Allah diye can vermek için koştururlar. Allah hepsine nasıl, ne şekilde aşklarını ve sevgilerini ifade etmek, ispat etmek isterlerse öyle bir hayat verir. Verilen hayatlar kaderde ezelden tayin edilmesi bundandır kalu belada her kul kendi hayatını hayal etmişti. Allah’a aşk şerhoşluğu içinde böyle bir hayat olsa da sana göstersen nasıl sana koşacağımı deyip yalvarmıştı.

Ve birden dünyaya gelince hepsini unuturlar. Allah esma ve sıfatları ile onlara yol göstericiler koymuştur her yere. Ama bu ahmak ve liyakatsiz aşıklar onlara tapmaya başlarlar. Kimi puta tapar, kimi Allah’a o yaktığı aşk dizelerini unutup para ve altına koşar, kimi ev ve araba derdine, kimi aile ve çocuk aşkına dalar, kimi başka sevgi ve aşklar arar, vefasızlık pazarında hepsi rezil olurlar.

Birgün Hak onları uyandırıverir. Rezil ve utanç içinde kalırlar. Hani nerdeydi aşkınız, hani çok aşıktınız, hani Allah için can verecektiniz, hani çöllerde dolaşacaktınız denir. Kıyamet günü de hespi Allah’ın celali parlayınca Yusuf’u görüp elini kesen Mısır kadınları gibi canlarını keserler, ahlar ve feryatlar ederler, ey siz layık olmayan vefasız aşıklar size sevgiliden zerre kadar yakınlık yok, çünkü siz layık olmayan alçaklarsınız denip Cehenneme kapatılırlar.

Vefalılara gelince, vefanın dereceleri vardır. Bazısı arada hatırlar. Bazı daha fazla hatırlar. Bazısı can verecek kadar sever. Bazısı kendinden geçer. Asıl vefalı olanlar kendinden geçip, kendini sevgili için terk edenlerdir. Bunlar daha dünyadayken kalu belaya geri dönerler, aynen ordaki gibi mest olurlar, ey sevgili derler, sana dememişmiydim, bak beni nice perdelerle uzakların uzağına, aşağıların aşağısına indirdin ama ben ordan da sana koşup geldim. İşte bunlar evliyalardır, Hak dostlarıdir. Bunlar evden kilometrelerde uzağa bırakılmış köpekler gibidirler, evin yolunu ve kokusunu hemen bulurlar, bunlar gerçek ve samimi aşıklardır.
 
Vefalı aşıklardan ve onların peşine düşenlerden başka herkes hüsrandadır, sevgiliden uzaklaştirici şeyler peşinde kendi nefsine yazık etmededir.

Ey ahmak, ey aşağılık dünyaperest, bugün sevgili bildiklerin senin can düşmanlarındır. Asıl sevgiliyi hatırlayınca keşke toprak olsaydım diyeceğin gün yakındır. Zannetme ki keşke toprak olsaydım sözü Cehennemin kendisi içindir, Cehennemin kendisi değil Sevgilinin yokluğu o sözü dedirtir. Ey nasipsiz alçaklar gidin durmayın geç olmadan aşıkları arayın da ayaklarına yüz sürün.

Kimisi de birçok işlere dalmış, Allah’a hizmet ediyoruz diyorlar, kalu belada aşk içinde ve vecd içindeydiniz, Hak aşkı ile Yunus gibi Mevlana gibiydiniz, bize senden başkası gerekmez biz miskinleriz derdiniz, şimdi ise biz senin hizmetkarlarınız ve kölelerinizi diyorsunuz, hani sevgiliydiniz, niye zikri ve askı unutup kölelik hizmetlerine daldınız. Gerçi aşıklar da sevgiliye hizmet ederler ama aşığın sevgili için güller toplaması ile kölenin ve hizmetçinin toplaması bir değildir. Sizler aşktan zerre hissedemez olmuşsunuz, kalbiniz körelmiş, sevgiliyi unutmuşsunuz, ama sevgiliden korkudan emirlerini dinliyorsunuz, bu haliniz ne zavalli. Ne utanılacak haldesiniz. Hizmet ve işleriniz kabul görür ve Cennete girersiniz umulur elbet ama ne acı değil mı bu haliniz, hani sevginiz ve aşkınız, hani yangınınız.

Vefa ile dönenlere gelince, artık onlara üzülme ve korku yoktur, sevgili onları kucaklar, sevgili onları sayısız hediyelerle bekliyordur, onlar aritk sonsuza kadar sevgili iledirer, artık asla ayrılık yoktur. Bu bahis ahirette olan birşey değildir. Sevgili onları dünyada beklemektedir, dünyada onlara koşar ve onları dünyada bulur. Çünlü bu dünya sevgilinin çok sıradan ve bakımsız on bahçesidir, buraya sevgili ancak vefalı aşıkları için çıkar, başkaları sevgiliyi göremezler. Asıl sevgilinin arka bahçesi aşıklarını sefa yeridir. Dünyayı bu ön taraftaki Mevlana’nin deyimiyle külhandan ibaret sanan aşağılıklar burada yuvarlanıp dururlar. Bilmezler ki arka bahçede aşıklar sefa içindeler.

Schreibe einen Kommentar