Allah’ın Kulları

 

 

Abdülkadir Geylani (k.s.) Hazretleri şöyle buyururlar:

 

“Muttakilerden olunuz. Şirk dışta da olur, içte de. Dıştaki şirk putlara tapmaktır. İçteki şirk ise Allah’ı (c.c.) bırakıp insanlara dayanmak, onlara güvenmek ve zararı da, faydayı da onlardan bilmektir.”, “Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir”

 

Ehlullah der: “Azîz ve Hakim olan Allah’tır. Güç kuvvet sahibi, egemenlik sahibi, göklere ve yere hakim olan O’dur. O’nun berisinde, O’nun dışında hiç kimsede izzet ve şerefte yoktur egemenlikte yoktur. Diledikleri aziz, dilediklerini zelil eden O iken, güç kuvvet sahibi, yetki sahibi O iken bu insanların Onu bırakıpta tapınmaya çalıştıkları, sığınmaya çalıştıkları ne ki? Ya kendileri gibi âciz, sonlu, ölümlü insanlar, ya ölmüş gitmiş varlıklar, ya da kendilerinden daha güçsüz taştan, tunçtan, ağaçtan edindikleri cansız cemadat, putlar ve onların arkasına saklanarak kendilerini güçlü göstermeye çalışan sömürü odakları. İşte küfür ve şirk anlayışı budur. Tanrılar da âciz kullar da âciz.”

 

Ankebut: 41. “Allah’tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.”

 

Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder:

 

“Allah berisinde, Allah dununda, Allah’tan başka evliya edinenlerin misali, Allah berisinde kendilerine sığınak, barınak, tanrı kabul edinenlerin, Allah’tan başkalarına velâyetlerini verenlerin örneği bir örümceğe benzer. Bir örümceğin durumu gibidir. O örümcek bir ev, bir yuva edindi. İşte gözümüzün önünde bir örümcek evi duruyor. Hepimizin bildiği bir duvar kenarında kurulmuş bir örümcek yuvası. Bir evi vardır örümceğin, evlenmiştir ama muhakkak ki evlerin en zayıfı, evlerin en çürüğü, en basiti örümceğin evidir. İşte Allah’ı bırakıp ta Allah’tan başka velîler bulan, Allah’tan başka karar mercileri bulan, Allah’tan başka yasalarını uygulayacağı tanrılar edinen, Allah’tan başkalarına kulluk etmeye çalışan, Allah’tan başkalarının koruması altına giren insanların güçleri, kuvvetleri, sığınmaları buna benzer.

 

Anladınız değil mi? Allah ve ankebût. Allah ve örümcek. Allah’ın velâyeti, örümceğin sığındığı evin velâyeti. Allah’ın koruması, örümcek evinin koruması. Allah’ın koruması altına girenler, örümceğin evinin koruması altına girenler. Allah’ın velâyetinde olanlar, başkalarının ağına girenler. Velâyetlerini Allah’a teslim edip Allah’ın aldığı kararları uygulayanlar, velâyetlerini başkalarına verip onların yasalarını uygulayanlar. Allah’a teslim olanlar, müdürlerine, amirlerine, siyasîlerine, A.B.D ye, Avrupa’ya teslim olup onların koruması altına girenler. Hangisi güçlüdür? Hangisi doğrudur bunun? Allah velâyeti, Allah sığınağı, Allah koruması karşısında kimin sığınağı, kimin velâyeti daha güçlü?

 

Şu andaki 6 milyar yanında bir 6 milyar insan daha olsa, bunlar tüm dünyaya egemen de olsalar işte Rabbimizin onlar hakkındaki değerlendirmesi böyledir. Onların Allah karşısında tedbirleri, güçleri, kuvvetleri işte böyledir. Bir örümceğin sığınmak, barınmak üzere yaptığı evine benzer onlar. Hiçte gözünüzde büyütmeyin bu kâfir devletleri. İşte onların tüm güçleri bu kadardır. Onlar güçsüz, Allah güçlüdür. Onlar cahil Allah âlimdir. Keşke bir bilselerdi, bu âyetleri bir anlasalardı müslümanlar. Anladınız mı şimdi? Büyük kimmiş? Güçlü kimmiş? Egemen kimmiş? Dünyada yetki kiminmiş? Velî kimmiş? Kulluk yapılacak, sözü dinlenecek, yasaları uygulanacak kimmiş?”

 

Hakikatin safasına ulaşabilme duasıyla…

Schreibe einen Kommentar