ZİKRİN FAYDALARI

Zikir, mârifet yolunun esası, ibâdetin özü, imanın alâmeti ve Allah’ü Teâlanın kapısını çalmaktır. Kalbin temizleyicisi ve imanın alametidir. Zikrullah yani Allah’ü Teâla’yı anmak dil, kalb, tefekkür vs. gibi yollarla olur. İbn Kayyımul-Cevzi Elvabilüssayb isimli eserinde zikrin yüzden fazla faydasından bahsediyor. Bunlardan bazıları şöyledir: 1. Zikir, şeytanı yanından uzaklaştırır ve Allah’ü Teâlanın hoşnutluğunu kazandırır. 2. Kâlbden gam ve tasayı giderir. 3. Kâlben ferah, sevinç ve rahatlık bahşeder. 4. Kâlbi ve yüzü nurlandırır. 5. Bedeni ve kâlbi güçlendirir. 6. Zikir, İslam’ın ruhu olan sevgi ve muhabbeti temin eder. O kurtuluş ve saadetin kaynağıdır. Allah’ü Teâla her şey için bir sebep yaratmıştır, sevginin husulüne sebep de zikirdir. Her kim Allah’ü Teâla’nın sevgisine nâil olmak isterse zikre devam etmelidir. 7. Zikir, murakabeyi (kalbi kötü şeylerden koruma) temin eder, ihsan kapısının açılmasına vesile olur. 8. Allah’ü Teâla’ya kurbiyeti (yakınlığı) sağlar, mârifet kapılarından en büyüğü o sayede açılır. Bu derecedeki kişi, sanki Allah’ü Teâla’yı görüyormuş gibi ibâdet etme seviyesine ulaşır. 9. Zikir kalbin hayatiyeti için, balığın suya duyduğu ihtiyaç gibidir. 10. Zikir, kalbi cilalandırır. Her şey paslanabilir; kalbin pası gaflet ve hevadır, cilası ise, zikir, tevbe ve istiğfardır. 11. Zikir, hataları önler, hatta giderir, yok eder. Çünkü zikir iyiliklerin en büyüğüdür, iyilikler ise kötülükleri ortadan kaldırır. 12. Zikreden kimse, zikrettiği varlığa yaklaşır, hatta onunla berâber olur. Bu hususi bir beraberliktir. Velâyet, muhabbet, nusret ve tevfik bu suretle gerçekleşir. 13. Zikir, kâlbin şifâ ve ilacı, gaflet ise marazıdır. Kâlbler umumiyetle hastadır, onun devası ve şifa bulması Allahü Teâlayı zikirdir. 14. Zikir, cehennem ile kul arasında bir perdedir. 15. Zikir, dilin gıybet, yalan vs. gibi batıl ve haram şeylerle meşguliyetini önler. 16. Allah’ü Teâla’nın memnuniyet ve rızâsına sebep olur. 17. Rızkı celbeder. (Zikir, zikreden kişiye rızkı çeker.) 18. Zikir, zikreden kişiye vakar ve sevimlilik kazandırır. 19. İnsanda Allah (cc) sevgisini çoğaltır. Sevgi ise İslam’ın ruhu, dinin özü ve mutlulukla kurtuluşa vasıtadır. Bir kimse Allah sevgisine ulaşmak isterse Allah’ü Teâla’yı da zikretmeyi çok istemelidir. Okumak ve tekrarlamak nasıl ilmin kapısı ise, Allah’ü Teâla’yı zikretmekte onun sevgisini kapısıdır. 20. Kişinin Allah’ü Teâla’ya yönelmesini sağlar ve gitgide her konuda Allah’ü Teâla onun için bir sığınak, barınak haline gelir. Her felakette kişi Allah’ü Teâla’ya yönelir. 21. Allah’ü Teâla’ya yakınlık meydana getirir. Zikir ne kadar çoğaltılırsa Allah’a yakınlık da o kadar artar. Zikirden gâfil olup ne kadar ondan uzak durulursa Allah’ü Teâla’dan da o kadar uzaklaşılmış olur. 22. Allah’ü Teâla’yı tanımanın kapısı zikir ile açılır. 23. Allah’ü Teâla’nın azamet ve büyüklüğü kâlpde zikir ile meydana gelir ve zikir gönülde huzur sağlar. 24. Zikir, zikreden kişinin Allah (cc) katında anılmasını sağlar. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de „Siz beni zikredin ki bende sizi zikredeyim“ buyurulmuştur. Bir kudsi hadiste de, „Kim beni içinde zikrederse ben de onu içimde zikrederim“ buyurulmuştur. 25. Zikir, kalbi diri kılar. Hafız İbni Teymiye şöyle diyor: Balık için su ne ise, kâlb için de zikir odur. 26. Kalb ve ruhun gıdasıdır. 27. Kulun Allah’ü Teâladan uzak kalışını ve yabaniliği giderir, çünkü gâfil kulun kalbinde Allah’ü Teâla’ya karşı bir yabanilik olur, bu da zikir ile giderilir. 28. Kulun yaptığı zikirler o kulu arşın dört bir tarafında zikreder (onun adını söyler.) 29. Kul rahat ve huzur içinde iken Allah’ü Teâla’yı zikrederse, Allah’ü Teâla da sıkıntı ve felaketli anlarında o kulu zikreder (anar). 30. Zikir Allah’ü Teâla’nın azabından kurtuluş demektir. 31. Sekine (huzur ve saadet) ile ilâhi rahmetin zikreden üzerine inmesine sebep olur. Zikreden kişiyi melekler çevreler. 32. Zikir sayesinde dil gıybetten, yalandan, çirkin sözlerden, manasız gevezeliklerden kurtulur. Zikirle bu tip kötülüklerden insanın korunduğu tecrübe ve müşahedelerle sâbittir. Nitekim dili Allah’ü Teâla’nın zikrine alışık olmayan kimseler her çeşit lüzumsuz gevezelikler yapmaya alışıktır. 33. Zikir meclisleri meleklerin meclisleridir. Gâfillikler ve gevezeliklerle dolu lüzumsuz konuşmaların yapıldığı meclisler de şeytan meclisleridir. 34. Zikir sâyesinde hem zikreden hem de onun yanında bulunan huzur duyar. Malayani sohbetlerin edildiği meclislerde bulunanlar da huzursuz ve bedbaht olur. 35. Zikreden kıyâmet günü pişmanlık duymayacaktır. Nitekim hadis-i şerifte „Allah’ın hiç anılmadığı meclislerde bulunanlar kıyamet gününde pişmanlık duyacaklar“ buyurulmuştur. 36. Tek başına zikrederken gözyaşı döken, kıyamet günü herkes sıcak ve vahşetten dolayı feryad ederken arşın gölgesinde emniyette olacak. 37. Zikir en kolay ibadet olduğu gibi, bütün ibâdetlerden de üstündür. 38. Allah’ü Teâla’yı zikir cennet fidanlarından bir fidandır. 39. Zikredene vâdedilen mükâfât ve sevaplar hiçbir ibâdette verilmemiştir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: „Kim bir günde yüz kere ‚lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike lehu, lehul mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir‘ derse on köle azad etmiş sevabına erer, yüz adet sevap kazanır, yüz adet günahı da silinir, akşama kadar şeytandan korunmuş olur, başka bir kimse ondan üstün olmaz, ondan daha çok fazla güzel amel eden hariç.“ Daha nice hadisler var ki onlardan da zikrin en üstün olduğu anlaşılıyor. 40. Zikir, tasavvufun özü ve ruhudur. Bütün tarikatlarda yaygındır. Kimin için zikir kapısı açılırsa onun için Allah’ü Teâla’nın rızasına ulaşıncaya kadar bütün kapılar açılmış demektir. Buna ulaşan kimse ise ne isterse elde eder. Çünkü Allah katında hiçbir şeyin kıtlığı yoktur. 41. İnsanoğlunun kalbinde Allah’ın zikrinden başka hiçbir şeyin yerleşemeyeceği bir bölge vardır. Zikir kâlbe hâkim olunca sadece zikredenin kâlbindeki o bölgeyi kaplamakla kalmaz. Etrafında adamları, saltanatı, malı mülkü olmadığı hâlde diğer insanlar karşısında şahsiyetli ve vakarlı kılar. Ülkesi olmadığı halde onu sultan eder. Zikir ve ruhaniyeti olmayan kişi ise saltanatına, emrindeki adamlarına rağmen sefil ve değersizdir. 42. Zikir, insan kalbini gaflet uykusundan uyandırır. Zira kâlb uyuduğu müddetçe menfaatlerini kaybetmeye devam eder. 43. Zikir, zikreden kimseyi, zikrettiğine (Allah’a) yaklaştırır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de „Şüphesiz Allah takva sahipleriyle beraberdir“ buyurulmuştur. Yine bir kudsi hadiste bildirildiği gibi Allah (cc): „Beni zikrettiği sürece ben kulumla berâberim“ buyurmaktadır. 44. Zikir, kölelerin azad edilmesine denk ve eşittir. Mal ve mülkler sarfetmeye denktir. Allah (cc) yolunda cihad etmeye denktir. 45. Kalbin kasvetli katı bir yeri vardır, zikirden başka hiçbir şey orayı yumuşatamaz. 46. Zikir kalbe şifa veren bir devadır. 47. Zikir Allah (cc) dostluğunun bir temelidir, zikirden gafil olmak da O’na düşmanlığın temelidir. 48. Hiçbir şey Allah’ü Teâla’yı zikretmek kadar nimet ve rızıkları celbetez, Allah’ın (cc) azabını da defetmez. 49. Zikredenler üzerinde Allah’ü Teâla’nın rahmeti iner. Meleklerin duası erişir. 50. Allah’ü Teâla melekler yanında zikreden kullarıyla övünür. 51. Zikre devam eden cennete gülerek girecektir. 52. Bütün ameller Allah’ü Teâlayı zikretmek üzere ayarlanmıştır. 53. Zikirden dolayı cennette bir köşk inşa edilir.

Schreibe einen Kommentar