Evliyalar ve Nefsani İhtiyaçlar

İnsanlar evliyaları başları derde girince, bir ihtiyaçları olunca hatırlıyorlar. Bir hastalığı, bir derdi, fakirlik, açlık gibi derdi olanlar, evlenmek isteyenler veya çocuk edinemeyenler evliyaların türbelerine gidiyorlar. Her ne kadar evliyaların himmetleri olsa da insan dünyalık için nasibini harcamamali. Resulullah SAŞ her peygamberin bir duası olmuştur, ben duamı ahirete sakladım buyurmuşlar. Allah CC Kuran’da dünyalık isteyene istediği verileceğini ama ahiretten mahrum kalacağını bildiriyor. Dünyalık istemek için evliyaların himmetlerine başvuranlar buna dikkat etmeliler bence. Aşağılık dünya nimetleri geçici, nefsin felahı kısa ve sonlu, hem de bunların vebali var. Dünya nimetlerinin hesabı uzun ve zorlu olacağı gibi, bir yandan da dünya nimeti aldatıcı ve yoldan çıkarıcı olabilir. Nefsin iyiliği yılanın çok neşeli ve iyi olması gibi. Soğuk kış günleri yılanlar zor hareket ederler. Uyuşurlar. Pek zararları dokunmaz. Ama Güneş nimeti ile ve yazın ihsanı ile canlanınca o engerek yılanları deyim yerindeyse yılan gibi olurlar. Yaz ortasında nimetlerle semizleyip Güneşle ısınan yılanlardan çekinilir, hem çok çeviktirler, hem zehirleri de çok olur. Nefsani nimetler için yalvarıp duranlar ve nefislerinin iyiliğine ve rahatına düşkün olanlar yılandan farksız olan nefislerinin kendilerine edeceğini düşünmüyorlar. Yüksek derecelere erişip nefislerini kontrol altına alan büyükler dahi nefislerine göz açtırmamışlar. Evliyalara gidip nefsani şeyler için dua edenler, himmet dileyenler o evliyaların hiç sevmediği şeyleri hem de kendilerine zararlı olacak şeyleri istiyorlar. Evliyalar nefislerinin fenası ile, nefislerinin açlık ve riyazetle, çilelerle zayıflaması ile öyle olmuşlar. Gidip onlardan bunun aksine nefsin iyiliği için, nefsin zevki sefası için himmet dilemek biraz garip. Başta Resulullah ve sahabe sonra Allah dostları kendi nefislerine hiçbir kıymet vermemişler. Resulullah SAS taslandığı halde, kanlar içindeyken kendine gelen meleklere boşver önemli değil deyip kendini taşlayanlara dua etmis. Yollarına dikenler saçılmış, oralı bile olmamıs. Üstüne deve işkembesi atılmış, bütün bunları hiç görmemiş bile. Hz Ali KV de nefsine hiç değer vermezmiş. Resulullah SAS Ali ve ben Musa ile Harun gibiyiz buyurmuşlar. Hz Ali KV efendimiz birgün açlık anında bir Yahudi’nin bahçesinin yanından geçerken bahçeye bakıyor duvardan, Yahudi görüp, ey çingene gel buraya bu kuyudan şu çek, hurmaları sula, her kova için bir hurma al demis. Ali KV efendimiz gidip şu çekmiş, bir avuç hurma almış. Allah’in aslanı ve ilim kapısı olan bu büyüklerin piri kendisine ey çingene diye hitab eden Yahudiye nefsi adına hiç kızmayıp gidip şu çekmis. Bu nasil hilm, bu nasil hilm var mi bunun dengi cihanda… Bugün ondan çok daha küçük olan bizlere Yahudi beyfendi diye hitab etse de gidip su çekmeyi gururumuza, kibirimize yedirebilir miyiz acaba? Hz Ali KV birini öldürecekken öldüreceği kişi yüzüne tükürmüş, bunun üstüne kılıcı elinden atmış. Niye öldürmekten vazgeçtin diye sorduklarında, ben Hak için öldürürüm, kendi nefsim için değil, yüzüme tükürünce nefsim için öldürmekten çekindim demis. Nefse hiç önem vermemişler ve nefse dair şeylere pek dikkat etmemişler. Nefislerini hiç görmemişler. Hastalık, bela, zorluk, açlık gelip geçmiş onlar nefislerini hatırlamamışlar hiç. sahabeler böyle bir durumda kendilerine yemeğe gelenleri karanlıkta doyurup kendileri aç kalmışlar. Kendi nefislerini görmediklerinden geri sadece kardeşlerinin nefisleri kalmış görebilecek. Böyle olunca da nefisleri adına çok fazla uğraşmamışlar. İşleri hep Hak yol için olmuş. Zaten nefislerini ve canlarını da feda etmişler. Allah’tan razı olmak önemli. Dünya imtihanının sırrı Allah’tan hoşnut olma. Bunun ise şartı yok. Nefis araya girince hep araya bahane sürer. Falanca olsa hoşnut olurum der, ama o istediğini elde etse Allah’i unutur. İnsan her halde razı olmalı. Nefse gelen bela ve musubetlere de sabrederken şükretmek lazım. Nefsani açıdan bakılınca hiç bela ve musubete şükür olur mu denir. Nefis elbette şükretmek istemez, isyan etmek ister. İnsanın özü, ruhu ve kalbi şükretmeli. Nefsin hoşuna gitmeyen şeyler insanın lehine. Günahlara kefaret olur ve derecesini yükseltir. Nefsin sevmeyip isyan ettiği hakikat bu. Öyleyse nefse inat sabredip şükretmeli. Nefsani şeyler için dua etmeyi azaltmaya da bakmak insanın lehinedir sanırım. Veliler kendi hastalıklarının iyileşmesi için de dua etmemişler. Hastalık olsun, zorluk olsun, dert olsun nefsimize ait duaları azaltmak kendi lehimize olur, çünkü nefisle dost olup Hak katında onun savunuculuğunu yapmamak lazım, zaten nefis lisanı hal ile bu dertlerini Allah’a arz ediyor. Allah zaten bu nefsin halini biliyor. Eyyub AS kurtlar dilinin yiyene kadar hiç ses çıkarmamıs. Nefsini kurtlar yedikçe o nefsinden çok kurtçukları düşünüp düşeni alıp geri koyarmıs. Nefsi için dua etmemis. Buna sabır olarak bakanlar çok ama bu sadece sabır değil aynı zaman da şükür de. Nefse gelen bela ve musubetler aslında bize gelmiyor, bize iyilik gelmiş oluyor. Nefsin iyiliği için dua edersek kendi aleyhimizde dua ediyoruz diyebiliriz. Nefis yılanı iyileştikçe bize tehlikeden başka şey vermez. O yüzden dayanabildikçe bu nefis adına dua etmemek daha iyidir herhalde.

Schreibe einen Kommentar