Uyanış mı Geliyor?

Allah (c.c.) mallarıyla, canlarıyla cihat edenleri seviyor. Biz neler yapıyoruz? İsrail ve Amerikan mallarını boykot edebiliyor muyuz? Lüksümüzü tehlikeye atabildik mi? Dünyevileşmeye karşı koyabilecek miyiz? Gazzeli kardeşlerimize yardımda bulunuyor muyuz? Aslında herkesin mutlaka yapabileceği birşeyler var. Biraz kafa yormak yeterli. Bu facia, bizi gaflet uykusundan uyandırabilecek mi? Neden olmasın? Artık körü körüne batıla hayranlık duymak yok. Hak ve hakikatleri çiğnemek yok. Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyyelerin reddettiğini kabullenmek, emrettiğini de reddetmek yok. Artık dünyaya tapanlara sevgi duymak yok. Allahsız, dinsiz, imansız, namazsız, niyazsız bir hayat yaşamak yok. Allahtan başkasına kulluk etmek yok. Allahtan başkalarının prensiplerini, ilkelerini daha makul bulup onlara tabi olmak yok. Kurân-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeleri keyfine göre manalandırmak yok. Allah’ı, Peygamberini, Kur’an-ı Kerim’i, Allah’ın emirlerini, hükümlerini, haram kıldıklarını hiçe saymak yok. Allah’tan başkasından korkmak yok. Yok, çünkü Allah yolcularına bunlar yakışmaz. Allah’ın cemalini isteyen böyle şeyler isteyemez. Cemadat bile Hakkı tesbih ederken biz onlardan aşağı kalamayız. İsra: 44. “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih ederler: O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, bağışlayandır.” Ehlullah bu ayeti şöyle tefsir eder: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulanan canlı cansız, bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen ne varsa hepsi Allah’ı tesbih ederler. Hepsi de sübhanallah derler. Hepsi de Allah’ı gündemlerine alırlar. Hepsi de Allah’a boyun büküp Onun istediği bir hayatı yaşarlar. Hepsi de Allah’ı tüm noksan sıfatlardan tenzih edip mükemmel sıfatların sahibi bilirler. Hepsi de Allah’ı yüceltirler, Ona hamd ederler. Allah kendisini nasıl tanıtmışsa, hangi sıfatların sahibi olarak ortaya koymuşsa öylece iman ederler. Evet onlar böylece Rablerini tesbih ederler, fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız, fıkh edemezsiniz. Ay, güneş, yıldızlar, sema, arz, bulut, hayvanlar, dağlar, taşlar, bitkiler, hepsi, tüm varlıklar Allah’ı tesbih ederler ama biz onların nasıl tesbih ettiklerini bilmiyoruz, bilemiyoruz, anlayamıyoruz. Allah Halimdir, Allah merhamet edendir, merhamet sahibidir, mağfiret sahibidir.” Enbiya:19,20. “Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Katında olanlar O’na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar. Gece gündüz, bıkmadan tesbih ederler.” Ehlullah bu ayeti de şöyle tefsir eder: “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ın kuludur, Allah’ın kölesidir, Allah’ın mülküdür. Her şey kuldur, her şey mülktür, Mâlik O’dur. Hiçbir varlık O’nun mülküne ortak değildir. Katında olanlar, melekler, peygamberler ve sizin tanrılaştırdığınız varlıkların tamamı O’na kulluk etmekten asla çekinmezler, usanmazlar. Gece gündüz bıkıp usanmadan Rablerini tesbih ederler. Rablerini gündemde tutarlar. Ey Hıristiyanlar, bilesiniz ki sizin tanrılaştırdığınız Îsâ (a.s) da, ey müşrikler, sizin tanrılaştırdığınız melekler de Allah’ın kullarıdırlar. Gelin Îsâ (a.s)’ı Allah, ya da Allah’ın oğlu kabul etmeyin. Gelin Allah’ı üçlemeyin. Allah’a ortaklar, yardımcılar izafe etmeyin. Hâşâ hâşâ Allah’ın kulu olan Meryem’i ve Onun oğlu olan peygamberi Allah’a yardımcılar yapmayın. Gelin ey zavallılar! Bu sapıklıklarınızdan vazgeçin. Bu varlıklar Allah’ın kullarıdır ve asla Allah’a kulluktan istinkâf edip çekinmezler, müstekbir davranmazlar. Bunlar kendileri Rablerine kul köle iken, sizlere ne oluyor da onları ilâhlaştırmaya kalkışıyorsunuz? Nereden alıyorsunuz bu cesareti? Onlar Allah’a kulluktan asla çekinmezler. Çünkü kul olarak onlar için Rablerine, yaratıcılarına kulluk şereflerin en büyüğüdür. Bunu herkesten iyi bilen, Rablerini herkesten daha yakın tanıyan peygamberler ve melekler nasıl terk edecekler Rablerine kulluğu? Hiç aklınız ermez mi sizin? Bu varlıklar ne kadar da yüce olurlarsa olsunlar, ne kadar da günahsız olurlarsa olsunlar onların Allah karşısındaki konumları kulluktan başka bir şey değildir. Kul ne kadar da yüce olursa olsun yine de yaratıcısına muhtaçtır. Âbid her yerde, her zaman ve mekânda yine âbiddir, Mabud da Mabud’dur. Yaratılmış olan herkesin ve her şeyin yaratıcı karşısında konumu kulluktur. Bakın işte onlar Rablerini tesbih ediyorlar, Rablerini azametine uygun sıfatlarıyla tanıyorlar, noksan sıfatlardan tenzih ediyorlar. Bir taraftan bu şekilde Rablerini tesbih ederlerken, diğer taraftan da yerdeki ukalaların Rablerine karşı işledikleri saygısızlıklarından, iftiralarından, isyanlarından ötürü de utançlarından yüzlerini yerlere koyup Rablerine, sıfatlarıyla tanıdıkları Rablerine özürler beyan ediyorlar. İnsanlar adına O’ndan özür diliyorlar. Rablerine boyun büküyorlar, her bir makamda O’nun emirlerini uyguluyorlar. Rablerinin her bir fermanı karşısında teslimiyetlerini izhâr ediyorlar. Allah bizleri de onlar gibi kendisine kulluk yapan, kendisini tesbih edip, kendisini kendisinin haber verdiği gibi tanıyıp iman eden ve tüm hayatında O’nun emirlerine boyun büküp ukalalık etmeyen kullarından eylesin.” Amin… Hakikatin safasına ulaşabilme duasıyla…

Schreibe einen Kommentar