Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu

(Seyyid Muhammed efendinin Babası)
Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu: (H.1310) M.1895 yılında Kayseri´ye bağlı İncesu ilcesinin Kızılören kasabasında doğdu.
İmam-ı Hz. Ali soyundan olup seyyidir.
İlim tahsiline küçük yaşlarında babasının himayesinde Kur´an-ı kerimi ezberleyerek başladı.
Daha sonra babası Şeyh Seyyid Mahmud Ustaoğlu tarafından Arapca ilmini öğrenmesi için Kayseri´ye medreseye gönderildi.
Devrin ileri gelen alimlerinden;Hamurculu Osman Efendi , Külekzade Abdullah Efendi, Kiçikli Hacı Kasım Efendi ve birçok alimden ilim tahsil etti.
Ayrıca babasından askere gidinceye kadar, yirmi ikinci dedesi ve Kadiriyye Tarikatı Piri Şeyh Seyyid Muhammed el-Kadiri Hz.lerinin kurduğu Muhammediyye Kolu´nun derslerini almıştır.

 1914 yılında birinci Dünya Savaşı çıkınca ilim tahsiline ara vermiş ve vatanı görevini yerine getirmek için Ankara´ya gitmiştir.
Kayseri´de o zamanda ulaşım çok zor olduğu için Kayseri´den Ankara´ya arkadaşları ile beraber yaya olarak on günde gelmişlerdir. Buradan da tren yolculuğuyla İstanbul´a gitmiş ve Tuzla ´da yirmi gün kadar askeri eğitim görmüştür.
Dahasonra Avusturya´da bulunan 15. Topcu Alayına topcu eri olarak katılmış olup, Galiçya Cephesi bir yıl Ruslara karşı çarpışmıştır.
Bu cephe Ruslar tarafından düşürülmüş ve Osmanlı askeri geri çekilen birliğin kumandanı olan Cevat Paşa yaralanmış ve Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu Hz. leri bu komutanı sırtına alarak geri çekilen birliğinin bulunduğu yere kadar getirmiştir.
Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu´na bu davranışından dolayı kahramanlık nişanı ve çavuş rütbesi verilmiştir.
Düşen bu cephede bulunan askerler, İngilizlerle çarpışması için Kudüs`ün Yafa cephesine sevk edilmiştir.
Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu: Yafa cephesinde Şeyh Halid el-Bağdadi Hz. lerinin halifelerinden Seyyid Osman Ustaoğlu bir carpışma esnasında İngilizlere esir düşmüş olup, Yafa cephesinde diğer esir düşen askerlerle birlikte Mısr`a götürülmüşlerdir.
İngilizler bu esirlerin uyuzluk hastalığına tutulmuş olduklarını ileri sürerek onları kireç dolu bir havuzun içine sokmuşlardır.
Bu esirlerin bir kısmı çektikleri acılara dayanamayarak şehit olmuştur. Bu arada Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu bu havuza girerken hafif bir baygınlık gecirmiş ve manevi alemde Hz. Peygamber (s.a.v.) kendisine havuzda kaldığı süre içerisinde gözlerinin kapali tutmasını emretmiştir. Kireç dolu havuzdan çıktıktan yaklaşık yedi gün sonra ingilizler tekrar kendisine gelerek bir hastalığa yakalandığını söylemişler ve vucüduna bir iğne yapmışlardır.
Yapılan iğnenin etkisiyle yaklaşık bir gün sonra kafasındaki saçların tümü dökülmüş ve bir daha kafasında saç oluşmamıştır.
Bu sıkıntılardan kurtulan Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu , sağ kalan diğer esirlerle birlikte Nil nehrinin yakınlarındaki sulama arazilerine kanal kazması için gönderilmiştir.
Dört yıl ingilizlerin elinde esir olarak kalan Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu bu süre içerisinde esirlerin arasında bulunan birçok tarikat ehli kimselerle tanışmış ve onlarla birlikte zikir yapmışlardır.
Onların bu halini gören ingilizler „Osmanlılar esaretten kurtulkmak için tanrılarına yalvarıyorlar.“ diyerek kendileri ile alay ederlerdi.
İngilizler ellerindeki esirleri yemeleri için öğleye yakın bir baş soğan ve ikindi vaktinde yakında günes altında çalışan esirlerin tansyonlarının düşmesi için de bir diş sarımsak verirlerdi.
Aç olan esirler ise çevrelerinde bulunan incir ağaçlarından taze incir yerlerdi.
Taze incirin sütü diş etlerine çürüttüğünden dolayı Şeyh Seyyid Osman Ustaoğlu da esirliği döneminde bütün dişlerini kaybetmiştir.

Schreibe einen Kommentar