Velilerin çeşitli Halleri

Velilerin çeşitli Halleri
4. Sohbet
Allah-u zü’l-Celâl Habibi edibi olan Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimize Cibrîl-i Emîn vasıtası ile ilk gönderdiği ayetler şunlardır;
^اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ ^ خَلَقَ الإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ ^ اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ ^ الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ ^ عَلَّمَ الإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ ^
“Yaratan rabbinin adı ile oku, o insanı bir pıhtıdan yaratmıştır. Oku, rabbin en büyük kerem sahibidir.
Kalemle yazmayı ve insana bilmediğini öğreten O’dur.”

Cibrîl-i Emîn, Hazret-i Peygamber (s.a.v) Hira dağında riyazette iken geldi ve onu üç defa kucaklayarak “Oku” dedi. Peygamberimiz “Ben okuma bilmem” dedi, Cibrîl-i Emîn üçüncü kucaklayışta yukarıdaki ayetleri peygamberimize tebliğ etti ve aktardı.

Tüm müslümanlar ilk inen ayetle birlikte okuma ve okutma ile emrolundular. Bizler de hayatımız boyunca okuma ve okutma gayreti içinde bulunduk. Rızây-ı ilâhîyi bulalım diye hayırlı vakitler geçirdik. Bu yolda çok hizmetkar olduk. Okuma ve okutma gayreti İslamiyetin emirlerinden bazılarını içinde barındırmaktadır. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır;
^مَا عَلَى الرَّسُولِ إِلا الْبَلاغُ^
“Peygamberin vazifesi ancak tebliğ etmektir.”
^وَمَا عَلَيْنَا إِلا الْبَلاغُ الْمُبِينُ^
“O elçiler, “Bizim vazifemiz ancak açık bir tebliğdir.” dediler.”
Peygamberler hakkı ve hakikati, Allah (c.c)’ın göndermiş olduğu nizamı insanlara en açık şekilde tebliğ etmekle birlikte onların kalplerine iman ve İslam nurunu yerleştirmek ve böylece dalaletten kurtarmak için hatırlatma ve nasihatlerde de bulunmakla yani tezkir ile de emrolunmuşlardır.
Aziz kardeşlerim.
Allahrasulü, insanların hidayete ulaşması ve kurtulması için bir beşerin tahammülünün üstünde gayret gösterdi, İslam’ı insanlara ulaştırmak için insan üstü bir emek sarfetti. Nebiler nebisi ümmmetinin kurtuluşu için her türlü sıkıntılara gönül hoşluğu ile tahammül etmiştir. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır;
^لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ أَلا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ ^
“(Rasulüm) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın.”
Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz ümmetinin sıhhati ve selameti için, bütün insanlığın ve beşeriyetin affı için, ümmetinin cehennem ateşini görmemesi ve cehenneme girmemesi için geceleri sabahlara kadar namaz kılar, dualar ederdi. Neticede mübarek topukları şişti. İbadet ederken ayağının birini hafifletir. ibadetini bir müddet diğeri üzerinde sürdürür sonra da diğer ayağı üzerine yüklenir öbür ayağını dinlendirirdi. Bu halde iken Allah-u zü’l-Celâl kemâl-i merhameti ve hikmeti ile rasulüne hitap ederek;
^طه ^مَا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى ^ إِلا تَذْكِرَةً لِمَنْ يَخْشَى^
“Habibim, edibim bas ayaklarını yere, Kuran’ı meşakkat mihnet versin, sana külfet yük olsun diye göndermedik illâki Allah’tan korkanlara tebliğ edesin, bunu dinleyenlere, kabul edenlere anlatasın diye gönderdik.” buyurmuşlardır.
Enbiyaların akabinde onların yerine vekil ve vâris olarak evliyâlar zuhur ettiler. “Alimler peygamberlerin variscileridir.” Esas vâris olanlar evliyâullahtır, Allah (c.c)’a yakın olanlardır. Evliyaullah, insanoğluna İslamiyeti ulaştırmak için çok yollar katetti, çok sıkıntılar çekti. Tasavvuf yoluyla velayet (velilik) mertebesine ulaşan kulların elinde kerametler zuhur etmiştir. Peygamberlerin mucizeleri velilerin kerametleri haktır. Her nebinin yanında onu destekleyen ve onun tabileri arasında bulunan veliler var idi. Yalnız Hazret-i Muhammed’e bahşedilen, O’na ikram edilen veliler geçmiş nebilere ve rasüllere ikram edilen velilerden daha çok ve Allah (c.c)’a daha yakındırlar. “Ümmetimim alimleri Benî İsrail’in peygamberleri gibidir” buyrulması Ümmet-i Muhammed içindeki velilerin, geçmiş ümmetlerin velileri üzerine olan faziletine ve üstünlüğüne işaret etmektedir.
Veliler hayatları boyunca çok sıkıntı ve çileler çekmişlerdir. Önce nefislerini terbiye etmek için çok gayret sarf ettiler, sonra da halkın eziyetine tahammül gösterdiler. Tarih boyunca düşmanların eziyetleri ve zulmünlerinden kaçarak nice beldelere hicret ettiler. Belalara sabır ve tahammül gösterdiler.
Hazret-i Muhammed (s.a.v) ilk önce yaratıldı ve bütün varlıklar onun nurundan halkedildi. O beşeriyetin tahdid ve tayin edemeyeceği bir zaman ve zeminde kulluk vazifesini ifa etti. Tüm kainat ve beşeriyet onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı. Bir hadis-i kudsî’de Allah-u zü’l-Celâl “Seni yaratmamış olsaydım hiçbirşey yaratmazdım, seni kendim için kainatı da senin için halkettim.” buyurarak Hazret-i Muhammed’in üstünlüğü ortaya koymaktadır.
Şan ve şeref, Allah (c.c)’a kullukta aranmalıdır. Allah’a kul olmak, iman ve inanç içerisinde bir hayat sürmek mükafatların en büyüğü, hediyelerin en sonsuzudur. Bir kimse iman ile fanî dünyadan göçer ise o insanların en şereflilerindendir. Bu ulvî nimetlerden birisi de Ümmet-i Muhammed’den olabilmek, Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin şefaatine nail olabilmektir. Cennete girme ve cemâlullahı seyredebilme ancak iman ile mümkündür. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır;
^وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ ^إِلَى ربِّهَا نَاظِرةٌ ^
“Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parlayacak ve rabblerini seyredeceklerdir.”
Allah (c.c), mümin kullarına cennette cemâlini göstermeyi vaat etmiştir. Cennet ebedî bir yaşamdır ve büyük bir nimettir, cemâlullahı görebilmek ise bundan çok daha yüce bir ihsan ve fazilettir. Tüm bu nimetlerin ve ölümsüz bir hayatın teminatı, saadet dini olan İslamiyettir.
Peyder pey ve aheste aheste kaleme aldığımız ve velilerin hayatlarını incelediğimiz bu eser ile de görülecektir ki Allah’ın halifesi ve peygamberlerin vâriscisi olan veliler tasavvuf ve zikir ile meşgul olmuşlar ve “Kişi sevdiği ile beraberdir.” hadisi şerifinde ifade edildiği üzere dünyevî ve uhrevî birçok tecelliye ve nimete nâil olmuşlardır. Zira tasavvuf Allah-u zü’l-Celâl’i çok sevme üzerine bina edilmiştir. Kişi sevdiğini çok zikreder. Öyleyse bir müminin Allah (c.c)’ı gece ve gündüz çok zikretmeli ve Allah’ın habibi olan Muhammed (s.a.v) efendimize çok salât-ı şerife getirmelidir.

Biz acizâne telifimiz olan bu eserle münhasıran evliyaların hayatlarını, onlara ihsan olunan türlü nimetleri, onların kerametlerini ve yollarını ulaşabildiğimiz yere kadar ulaşarak kayıt altına almak istedik. Tüm bu gayretler rızây-ı ilâhiyeyi bulabilmek, Allah (c.c)’ın habibi olan Muhammed (s.a.v)’in şefaatine nail, evliyaların himmetlerine mazhar olabilmek için sarfedilmiştir. Allah (c.c) yapılan bu gayretleri makbul ve rızâsına muvaffak eylesin. (amin)

Kaynak:
Tasavvuf Tarikatlar ve Silsileleri 1.Cilt S.130
(c) Ustaoğlu Kitabevi

Copyright © Seyyid Muhammed Efendi Hz. Sohbetleri Tüm hakları saklıdır.

 

Schreibe einen Kommentar