Münafıkların Hilesi ve Mescid-i Dırâr

Münafıkların Hilesi ve Mescid-i Dırâr
5. Sohbet ikinci Bölüm

Medine’de Ebu Âmir isminde bir ruhban, peygamberimiz (s.a.v) efendimize haset ederek Uhut harbinde karşı cephede yer aldı, ehl-i küfür ile beraber İslam’a karşı geldi, Huneyn’de küfür ordusu ile birlikte İslam ordusuna karşı çıktı, savaşta mağlup olup kaçarken “Ey Muhammed bir gün senin karşına çıkacağım” diyerek Şam’a geldi. Şam’da İslam’a karşı ve peygamberin ordusunun mağlubiyeti için silah ve asker temin etti. Bu arada Medine’de imanı zayıf olanlara ve zahiren müslüman olup kalben iman etmeyen münafıklara haber gönderip, onlara akıl vererek “Siz Medine’de bir mescit yapın, içine silah dolduralım. Bize inananlarla birlikte bir teşkilat kuralım, burada yakın yerde Allahrasulü’nün ordusuna ve müslümanlara musallat olalım, peygambere suikast düzenleyelim, onlar arasına ferden fert, terfirak düşürelim ve onları dağıtalım.” diyerek hileler hazırladı.

 

İşte münafıklar böyle bir niyetle bir mescit yaptılar. Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz binbir telaş içerisinde Tebuk harbine hazırlanırken, geldiler ve “Yâ Rasulullah siz bu sefere gitmeden önce şu mescidimizde imam olun, bir namaz kılın ve kıldırın biz de cemaat olalım.” dediler. Allahrasulü de bunlara “Peki” demek isterken Allah-u zü’l-Celâl münafıkların içlerindeki kötü niyetleri peygamberimize bildiriyor. “Sakın! kalkıp onların peşine gitme.” buyuruyor. Bunun üzerine Allahrasulü “Savaştan gelince yapalım, Tebuk dönüşünde, o zaman cemaat oluşur, biz de imam oluruz” diyor ve onları tatlılık ile def’ ediyor. Tebuk dönüşünde bu münafıklar toplanarak geliyorlar “Hani yâ rasulullah sözün var idi. Böyle böyle konuşmuş idin.” diyorlar. Rasulüllah (s.a.v) “sizin içiniz dışınızla bir değildir.” buyuruyor. İşte münafıkların hilesi ile yapılan ve Mescid-i Dırar denilen o mescid peygamberimizin emri ve sahabelerin eliyle bâhusus Hazret-i Ali (k.v) eliyle yıktırılıyor. Münafıklar her dönemde İslamın birliğini ve bütünlüğünü bozmak için çok gayret ettiler.

Aziz kardeşlerim, sadık sofularım.
Sizler münafıkların güler yüzüne bakmayın, onların içindeki kötü niyetleri göz önüne alın, incelemeden tetkik etmeden, her şeyinizi onlara teslim etmeyin. Onların ardınca gitmeyin ve sözleri peşine düşmeyin. Bizim yolumuz Kuran ve sünnet yoludur, ehl-i beyt yoludur. Allah-u zü’l-Celâl bazı hadiseleri bazısının içinde gizlemiştir. Leyle-i Kadir, senenin içinde gizlidir. Evliyaullah, kullar arasında gizlidir. Allah (c.c) Kıyametin hangi gün içinde kopacağını saklamış ve gizlemiştir. Sizlere karşı başka yerlerden bazı sözler söylenebilir. Onların niyetlerinin ne dereceye kadar doğru olduğunu yahut olmadığını Kuran’ın ve sünnetin ölçüsü ile ölçeceksiniz. Eğer bu ölçüler içerisinde ise öylelikle kabul edeceksiniz.
Kafirlerin ve münafıkların peygamberler arasında tafdil yapıyoruz diye tefrik yaptıkları gibi bir ve bütün olan ehlullah cemaatini de parçalamak isteyenler “Falanca veliyullah gavstır, kutuptur falanca mevkidedir.” diyerek mübtedî olan müritlerin ve dervişlerin dalaletine sebep olmaktadırlar. Bunlar aldatıcı olabilir. Allah-u zü’l-Celâl velilerini gizli tutmuştur. Bir Hadis-i Kudsî’de Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır; “Veliler kubbemin altındadır ki onları benden başkası bilmez.
Şimdi Peygamberlerin mucizeleri, velilerin kerametleri vardır. Allah’a dost olanlar dünyan malı ve metaına sevgi beslemezler, kendilerini hırsa kaptırmazlar. “Bizler hakiki dervişleriz, gavs ve kutubuz” diyenlere bakıyorsun, bu sözleri ile servetlerine servet katıyorlar, başkalarının da servetlerini toparlıyorlar. Sofular Kuran ve sünnet yolunda ilerlerler, peygamberimiz (s.a.v)’in yaşadığı gibi yaşamaya gayret sarfederler. Peygamberimiz bir hadisinde Medine’ye çevrenin zulmünden kaçarak buraya sığınan bir cemaat geldi. Açık çıplak üstleri başları perişan halleri vardı. Giyecek elbiseleri, yatacak yerleri yoktu. Hazret-i Ali (k.v) bunları karşıladı “Ne istiyorsunuz?” diye sordu. “İşte halimizi görüyorsun, altımıza serecek, üstümüze giyecek bir şeyiniz yok mu?” dediler. Hazret-i Ali (k.v) bunları aldı götürdü, evinde olanları bunlara verdi. Hazret-i Fatıma eve geldiğinde gördü ki ev bomboş, hiçbirşey kalmamış, Hazret-i Ali (k.v) evdeki her şeyi fakir fukaraya dağıtmış, hatta yatacak bir şey dahi bırakmamıştır. O geceyi bir post üzerinde geçiren Hazret-i Fatıma validemiz, sabahleyin halini Peygamberimiz (s.a.v) efendimize arzedince Allahrasulü; “Yâ Fatıma kızım, bu halde olan fakirler Hazret-i Musa (a.s)’ya da gelmişlerdi de o evindeki eşyalarını onlara dağıtmış ve ailesi ile birlikte kumun üstünde yatmışlardı. Hiç değilse sen bir post üstünde yatmışsın.” buyurarak nasihatte bulundular.

Aziz kardeşlerim, canım sofularım.
Sizler her şeyinizi Allah (c.c) için paylaşacaksınız. Birbirinizi çok seveceksiniz. Peygamberimizin ve sahabelerin yaşantılarından hisse alacaksınız. Onlar gibi yaşama gayretinde bulunacaksınız. Sizleri can u gönülden sevgi, sadakat ve muhabbetle seviyorum. Ehl-i imana dualar ediyorum. Beşeriyetin saadeti için dualar ediyorum. Müslümanların başına gelen bu çileler çekilecek, her zorluk ve zulüm sabır ve gayret ile aşılacaktır. Ayet-i Celilede “(Ey Müminler) Geçmiş ümmetlerin başına gelenler sizlerin de başına gelmedikçe cennete gireceğinizi mi zannetmektesiniz.” buyrulmaktadır. Şüphesiz bizden önceki ehl-i imanın çektiği meşakkatler bizlerin de başına gelecektir.
Allah-u zü’l-Celâl âhir âkibetimizi hayreylesin. (Amin)

Kaynak:
Tasavvuf Tarikatlar ve Silsileleri 1.Cilt
(c) Ustaoğlu Kitabevi

Copyright © Seyyid Muhammed Efendi Hz. Sohbetleri Tüm hakları saklıdır.

Schreibe einen Kommentar