Hacı Bayram Veli Hazretleri İle Sultan Murat Gazi

Hacı Bayram Veli Hazretleri İle Sultan Murat Gazi
7. Sohbetin üçüncü Bölümü

Sultan Murat, zamanın büyük velilerinden Hacı Bayram Veli hazretlerini Edirne’ye davet etmek istedi ve “Hocam zahmet edip buraya geliniz. Ben huzurunuza gelmek isterdim ama padişah tahttından ayrılırsa düşmanlar ayaklanır, baş kaldırır. Lütuf edip buraya geliniz.” diye bir mektup yazdırırarak hoca taifesine veriyor. Mektup, Hacı Bayram Veli hazretlerine ulaştırılarak okunuyor. Hacı Bayram “Eyvah Edirne’ye padişaha yolumuz düştü” diyor ve Edirne’ye geliyor. Padişaha “Ne için bizi istediniz?” diyor. O da “Hocam sohbetinizi dinlemek için istedim.” diyor.

Hacı Bayram hazretlerine Edirne’de Eski Cami olarak bilinen camide bir kürsü veriliyor. Halen dahi bu kürsü orada durmaktadır. Hacı Bayram Veli vaaza çıkıyor, topluma yol gösteriyor, devletin aksıyan yönlerine ve uygunsuzluklara da değinerek padişahı uyarıyor. Halk “Hacı Bayram padişahtan da kormuyor” diyor. Padişah da caminin gizli bir mahfilinde bu vaazları dinlermiş, bir gün Hacı Bayram Veli hazretlerini sarayına çağırıyor. Orada “Şeyhim İstanbul’u acep Allah (c.c) bana nasip eder mi?” artık ben uykuyu kaybettim” diyor ve kendi yatağındaki yastıkları gösteriyor. Yastığa beyaz kaftan giydirmiş, sabaha kadar İstanbul’un surlarına nereden girer, nereden şehri alırız diye kalemle planlar çizermiş. Hacı Bayram Veli şöyle cevap verdi; “Padişahım bu fethi ne sen görebilirsin ne de ben görebilirim, şu köse sakallı müridimiz Akşemseddin ile şu beşikte yatan oğlunuz Mehmed görebilir.”Bu müjde üzerine Sultan Murat, hemen Fatih Mehmed için hocalar buldu, Akşemseddin hazretleri de Fatih Mehmed’in hocalarındandır. Sultan Murat, “Acaba İstanbul’un fethini görebilirmiyim” diyerek oğlu Mehmed’i henüz on iki yaşında tahta geçirdi, kendisi de Manisa’ya gitti. O zaman düşmanlar hep birden devletin başına genç bir çocuk geçmiş dediler ve harb ilan ettiler. Sultan Mehmed vezirlerine danıştı. “Nasıl bir yol izleyelim?” dedi. Vezirler Sultan Murad’ın ordunun başına davet edilmesinin uygun olacağını bildirdiler. Sultan Mehmed babasını getirtmek için bir tatar yani postacı gönderdi. Sultan Murad “Ben gelmem” diyordu. Neticede postacılar gittiler geldiler fakat her defasında boş döndüler. Fatih Mehmed “Ne yapayım babam gelmiyor?” diye vezir-i azama sordu, neticede şöyle bir mektup yazıldı “Ey Babacığım, eğer sen padişah isen devletinin başına gel, yok eğer ben padişah isem emrediyorum ordunun başına gel” bu mektup Sultan Murad’a ulaştırıldı. Sultan tahtına geri döndü. Neticede yapılan savaşta şehit düştü. Fatih Mehmed genç yaşta babası akabinde tekrar tahta geçti. 21 yaşında İstanbul fethedildi.

İstanbul’un böyle bir tarihi ve manevî bir hali vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin mihmandarı Eyüp Sultan hazretleri, Emevîler döneminde İstanbul kuşatmasına katıldı ve surların haricinde şehit düştü. Şimdi İstanbul’a gelenler mutlaka sahabeleri ziyaret edecektir. Çünkü sahabeleri ziyaret etmek Allahrasulünü ziyaret etmektir. Allah (c.c)’ın rızasını kazanmaktır.
Allah hepinizden razı olsun.

Kaynak:

Tasavvuf Tarikatlar ve Silsileleri 1.Cilt

(c) Ustaoğlu Kitabevi

Copyright © Seyyid Muhammed Efendi Hz. Sohbetleri Tüm hakları saklıdır.

Schreibe einen Kommentar