Ebu Dâvud, Büyû 66 (3488).

İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: „Hz. Peygamber (aleyhissâlatu vesselâm)’i Kâbe’nin yanında otururken gördüm. Bir ara başını semaya kaldırarak güldü ve şunu söyledi: „-Allah Yahudilere Lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin, Allah Yahudilere lânet etsin! Allah onlara (ölmüş hayvanların) iç yağını yasaklamıştı tutup bunu sattılar ve parasını yediler. Halbuki Allah bir millete bir şeyin yenmesini haram etti mi, onun parasını da haram etti demektir.“
Ebu Dâvud, Büyû 66 (3488).

Tirmizi, Kader 10, 2145.

Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: „Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: „Kul, hayrıyla, şerriyle kadere inanmadıkça, kendine (hayır ve şerden) isabet edecek şeyi atlatamayacağını, (hayır ve şerden) kaçacak olan şeyi de yakalayamayacağını bilmedikçe iman etmiş olmaz.“
Tirmizi, Kader 10, 2145.

Müslim, İman 93, (54); Ebu Davud, Edeb 142, (5193); Tirmizi, İsti’zan 1, (2589)

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: „Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: „Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!“
Müslim, İman 93, (54); Ebu Davud, Edeb 142, (5193); Tirmizi, İsti’zan 1, (2589)

Tirmizî, İlim 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne 6, (4607).

„İrbâz İbnu Sâriye (radıyallahu anh) dedi ki: „Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize namaz kıldırdı. Sonra yüzünü cemaate çevirerek çok beliğ, çok mânidar bir vaazda bulundu. Öyle ki dinleyenlerin gözleri yaşla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri: „Ey Allah’ın Resûlü, sanki bu, bir veda konuşmasıdır, bize ne tavsiye ediyorsunuz?“ dedi. „Size, buyurdu, Allah’a karşı takvada bulunmanızı, başınızda Habeşli bir köle olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar görecek. Öyle ise size sünnetimi ve hidayet üzere olan Hülefâ-i Râşidîn’in sünnetini hatırlatırım, bunlara uyun ve dört elle sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere karşı da son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira (sünnette bulunana zıt olarak) her yeni çıkarılan şey bir bid’attır, her bid’at de dalalettir, sapıklıktır.“
Tirmizî, İlim 16, (2678); Ebu Dâvud, Sünne 6, (4607).

Buhârî, İ’tisam 2, Edeb 70.

„İbnu Mes’ud (radıyallahu anh)’un şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: „Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vâdedilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah’ı aciz bırakamazsınız.“
Buhârî, İ’tisam 2, Edeb 70.