Archiv der Kategorie: Usul ve Adab

Elhamdülillah bizim yolumuz Peygamberimiz (s.a.v) efendimizin irşad ettiği, Nakşi Bend (ks) hazretlerinin feyz aldığı ve onları irşad eden Seyyid Abdulkadir Geylani (ks) hazretlerinin yoludur ve yine Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin torunlarından,zamanın kutbu, asrın müceddedi ve Kadiri Tarikatının Mürşidi Seyyid Muhammed (k.s.) efendinin yoludur.Muhammediye Kolu Anadoluya ilk defa Kadiri Tarikatı´nı getiren tasavvuf yoludur.Seyyid Muhammed el-Kadiri· ise, ilk defa tarikat tesisinde bulunan ve Gavsu´s-Sakaleyn yani insanların ve cinlerin piri ve Seyyidi´l-Evliya velilerin efendisi olan Seyyid Abdülkadir Geylani hazretlerinin halifesi ve· Muhammediye tarikatının piridir.Şeyh Seyyid Muhammed efendinin· büyük dedesi olan· Muhammed el-Kadiri Hazretlerine nispetle buyol Muhammediye Tarikatı olarak isimlendirilmiştir.Muhammediye Tarikatı Kadiriye Tarikatının bir kolu olmakla beraberNakşibendiye, Ciştiyye, Ebheriye (Bayramiye, Şemsiyye, Tennuriye),Mevleviye Burhaniye, Cezuliye ve daha bir çok tarikatlarında katkıda bulunmasıyla büyük bir marifet denizi haline gelmiştir.

Bilinmesi Gereken Dualar

 

1 – SEYYİDU’L İSTİĞFAR DUASI

“Ya Allah (CC)! Sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın ve ben Senin kulunum. Ve ben iman ve ubudiyyetimde gücüm yettiği kadar Senin ahd ü misakın üzereyim. Ya Rabbi (CC)! Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım: Ve Senin bana inam ve ihsan etdiğin nimetleri ikrar ve itiraf ederim. Kendi kusur ve günahlarımı da ikrar ve itiraf ederim. Ya Rabbi (CC)! Sen beni afv ü mağfiret eyle. Zira Senden başkası günahları afv ü mağfiret edemez.”(Buhari,Daevat 1)

Bir kimse bu Seyyidül-istiğfarı ihlas ve yakin itikadıyle gündüz okur da o günde akşam olmadan evvel vefat ederse o kimse ehl-i cennettendir. Ve eğer bu duayı yakin itikadiyle gece okur da sabah olmazdan evvel vefat ederse yine ehl-i cennettendir.” Yani cennete ilk girecekler ile cehennemi görmeksizin ol kimse cennete dahil olur, demektir.

Bu duanın hulasa-i meali: “Ya Rabb (CC)! Ben cürm ü kusurlarımı itiraf eylerim, tevbe ve istiğfar ederim, nimetlerinin şükründen acizim, beni afv ü mağfiret eyle”, demektir.

2 – SIKINTI HALİNDE OKUNMASI GEREKEN ZİKİR VE DUALAR

Sıkıntıya düçar olan bir kardeşimiz günde 700 defa “Estağfirullah el-Azim“ diyerek istiğfar zikrine devam ederse bi-iznillah sıkıntılarından halas olur.Ve şu zikirlere de devam eder;

La ilahe illallahulazim-ul halim La ilahe illallahu Rabbu’l-Arş’il Azim

La ilahe illallahu Rabbu’s-semavati ve Rabbu’l-ardi Rabbu’l Arşi’l-Kerim

(Azim ve Halim olan Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur.Yüce Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur.Göklerin,yerin ve Kerim Arş’ın Rabbi olan Allah’tan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur.)

 

http://www.dinimizislam.com/Ekart/dualar/006.jpg

La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin.

(Allahım, senden başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur.Seni tüm noksan sıfatlardan tenzih ederim.Gerçekten ben zalimlerden oldum.)

3 – HASTALARA OKUNMASI GEREKEN ZİKİR VE DUALAR

Fatiha suresi okunur ve bir suya üflenerek hasta olan zata içirilir ve 7 defa şu dua okunur;

Es’elullahe’l azim rabbe’l arş’il azim en yeşfiyek.

(Yüce Arş’ın Rabbi, Yüce Allah’tan sana şifa vermesini dilerim.)

4 – HİMMET İÇİN YAPILMASI GEREKEN DUA

İhlas ile şeyhe teslim olunmalı ve daima şu duada bulunulmalıdır;

 

(Allahım bize bu dünyada da ahirette de iyilik ve güzellik ver,bizi cehennem azabından koru!)

 

5 – HACET İÇİN YAPILMASI GEREKEN DUA

Bu duaya günde 91 defa devam edilmelidir;

6 – NAZARDAN VE KÖTÜLÜKLERDEN KORUNMAK İÇİN OKUNMASI GEREKEN ZİKİR VE DUALAR

lüklerden ve nazardan korunmak isteyen muavizeteyn yani Nas ve Felak surelerini okur.Sabah kalkarken ve akşam yatarken 20 defa Besmele-i Şerife getirir.

7 – TEVBE VE İSTİĞFAR DUALARI

Estağfirullah el azim ellezi la ilahe illahu vel hayyul kayyumu ve etubu ileyh.

(Hayy ve Kayym olan,O’ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmayan Yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.)


8 – BEREKET İÇİN OKUNMASI GEREKEN ZİKİR VE DUALAR

Bereket için günde 100 defa “Ya Basıt“ ism-i celili okunur.

9 – SABAH KALKARKEN VE AKŞAM YATARKEN OKUNMASI GEREKEN DUALAR

Sabah kalkarken ve akşam yatarken yedi defa Fatiha Suresi okunur.

10 – HAZRET-İ YUNUS (A.S.)’IN DUASI

 

La ilahe illa ente subhaneke inne küntü minezzalimin ve ente erhamurrahimin.

(Senden başka ilah yoktur,seni tenzih ederim.Şüphesiz ben zalimlerden oldum,sen merhametlilerin en merhametlisisin.)

 

11 – HAZRET-İ İBRAHİM (A.S.)’IN DUASI

Hasbiyallahu ve ni’mel vekil ni’mel mevla ve ni’mennasir ğufraneke rabbena ve ileykel mesiyr.

(Allah bana yeter,o ne güzel vekildir,ne güzel bir veli ve ne güzel bir yardımcıdır.Senden bağışlanmamı dilerim şüphesiz dönüş sanadır.)

12 – HAZRET-İ EYÜP (A.S.)’IN DUASI

 

(Ya Rabbi,beni dert kapladı,sen merhametlilerin en merhametlisisin.)

 

13 – PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.)’İN DUASI

 

(Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim.Hamd Allah’adır.Allah’tan başka ilah yoktur.O en büyüktür.)

Peygamberimiz bu dua hakkında şöyle buyurmuştur;

“Bu zikir benim için üzerine güneş doğan herşeyden daha sevgilidir.Bu zikre devam edenlerin günahlaru deniz köpükleri kadar çok olsa bile hepsi bağışlanır.“

(Allah’tan başka ilah yoktur.O birdir ve ortağı yoktur.Mülk ve saltanat ona aittir.Tüm övgüler O’nadır.Şüphesiz O’nun gücü herşeye yeter.)

 

Peygamberimiz bu dua hakkında şöyle buyurmuştur;

“Bir kimse günde yüz defa bu zikri okursa on köleyi hürriyetine kavuşturmuş kadar sevap kazanır ve ona yüz sevap yazılır ve yüz günahı bağışlanır.Bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar ve bu duayı kendisinden daha çok tekrar edenden başka hiç kimse ondan daha değerli bir amel işlemiş olamaz.“

رَبِّ اَِنّىِ مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَالرَّاحِمِينَ

Devran ve Halaka Zikrimiz


Zikir, sözlükte anmak, hatırlamak manalarına gelir. Zikir, tasavvuf literatüründe söz, fiil ve genelde düşünce düzleminde her an ve her yerde Allah’ın murakabesinin hatırlanması anlamında kullanılır. Kadiri tarikatı’nda zikir aşikare olarak icra edilir. Kadiri tarikatı’nın müntesipleri ferdi olarak kendilerinin duyacakları kadar seslerini yükseltirler, üç müntesip bir araya gelirse zikir, halaka zikri olarak icra edilir. Tevhid “Lailaheillallah” ve lafza “Allah” zikirleri Kadirî Tarikatı’nda esası teşkil eder.

Allah dostu, Kuran ve sünnet yolunda hareket eden ve Allah’ı çokça zikreden kimseye denir. Zikir çeken kimseler ne tatlı kimselerdir. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır; “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın.”
Her zikir bir varlık olur. Müstecâb makama kadar yükselir ve kıyamete kadar lisân-ı hal ile şöyle yalvarır; “Yâ Rabbi filan kulun benim ile seni andı, sana yöneldi. Bu kuluna merhamet eyle.” O zaman da Allah-u zü’l-Celâl “Sen şahit ol madem ki bu kulum beni zikretti, benden istedi. Onu cenneti ve cemâlim ile şereflendireceğim” diyerek vaat eder. Nitekim rabbimiz sözünden dönmez. O şöyle buyurmaktadır; “Allah (cc) sözünden caymaz, Allah (cc) sözünde sebat sahibidir, vaat ettiğini yerine getirir.”
Zikir ehline her şey lisân-ı hal ile dua eder. Gece “Yâ rabbi, onun zikri ile huzur buluyorum” diyerek; gündüz de “Yâ rabbi, bu kulun seni zikrediyor. Ben onun zikrinden zevk duyuyorum. Onu dünyevî ve uhrevî kaygılardan muhafaza eyle” diyerek Allah’a yalvarır. Ehl-i gaflet ve ehl-i dalâlet içinse gece şöyle niyaz eder “Yâ rabbi, ben bu murdarın tacizinden usandım. Senin isminden uzak, gaflet ve dalâlet içerisinde günlerini geçiriyor. Ne olur ona bir musibet ver ve beni bu tacizinden kurtar.” Gündüz ise şöyle beddua eder “Yâ rabbi, bu kişi senin nân-u nimetini yiyor da sana şükretmiyor. Ne olur bunu derd ü belaya mübtela kıl. Beni bu nankörden kurtar. Yahut da bunun cesedini senin temiz arzından çıkar ve cehenneme idhal eyle.”İçtiği sular dahi zikir ehline dua eder.
Dağlar ve taşlar zikir ehlinin zikrine iştirak eder. Nitekim her şey lisân-ı hal ile Allah’ı zikreder. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır. “Allah’ı hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlayamazsınız.” Zikirsiz hiçbir şey yoktur. Nice tarikatların bu tarikata katkıda bulunması nedeni ile büyük bir marifet denizi haline gelmiş bulunan Muhammediyye Yolu’nda zikir gizli de çekilebilir, aşikar da çekilebilir.Halaka zikrinin yapılışı Kadirî Tarikatı’nda üç müridin bir araya gelmesiyle her mahalde zikir yapılabilir. Zira Peygamberimiz (sav) “Yeryüzü müminler için bir mescit mesabesindedir.” buyurmuşlardır.
Muhammediye kolunda, cehri olarak zikir yapılabilecek yer, namaz kılınabilen her yerdir. Zikir yapılan yere “Semahâne” yahut “Tevhidhâne” ismi verilir. Zikir icrasına “Meydan Açma” yahut “Mukabele” denir. Zikri mürşid yahut vekili veya bunlar tarafından izin verilen bir kişi idare eder. Eğer müridler böyle bir imkan bulamamışla ise, zikre oturacak olanlar zikri yönetebilecek birini seçerler. Zikrin mahalli ve zamanı yoktur. Ancak meydan açmak için Seyyid Efendi Baba hazretlerinin izni gereklidir. Müntesip olanlar abdestli olarak çoğu kez namazı müteakip bir halaka şeklinde otururlar. Karşılıklı düz saf halinde de oturululabilir. Ancak halaka şeklinde oturmak daha faziletlidir.
Zikir halakasına müntesip olmayanlar yahut farklı tarikatlara müntesip olanlar verilen izin ile katılabilirler. Yahut zikir halakasının hemen arka kısmına otururlar. Oturarak icra edilen zikre “Kuûdî Zikir” denir ki zikrin tamamı ama genelde tarikatın evrâdı ve ezkârı bu şekilde icrâ edilir. Kuûdî yapılan zikirler diz kapakları üzerine kalkıp oturmak, bazen sağa ve sola eğilmek, kimi zamanda başı sağdan sola çevirmek sureti ile icra edilir. Ayakta icrâ edilen zikre “Kıyâmî Zikir” denir. Kıyâmî zikirlerde genelde Tevhid, İsm-i Celâl (Allah), İsm-i Hayy, İsm-i Hû zikirleri icrâ edilir. Bu zikir sağa ve sola eğilmek, el ele tutmak yahut kol kola girmek sureti ile icrâ edilir, kimi zaman müntesip sağdakinin omzunu sağ eliyle, soldakinin belini sol eliyle tutar ve sağ ve sol taraflara doğru hareket ederek zikreder.
Sağ ve sol tarafa ilerlemek sureti ile yapılan zikirlere “Devrânî Zikir” denir. El ele tutunan, kol kola giren yahut omuz ve bellerden tutan müntesipler sağ ayak önde sol ayak arkada İsm-i Celâl (Allah), Hay Hay, Hû Hû, Allah Hay Yâ Allah Hay ve diğer bazı esmâ zikirleri ile sağ ayak önde sol ayak biraz arkada birbirine çarpmadan ve gayet ahenk ile sağa ve sola doğru adım atmak sureti ile hareket ederler ve semahaneyi devrederler. Zikir esnasında ilahiler okumak, Bendir, Tef, Kudüm, Ney, Halile gibi kimi musiki aletlerini kullanarak zikre ve okunan ilahilere ahenk katmak caiz görülmüştür. Seyyid Efendi Baba hazretlerinin birçok usul ile bizlere öğrettiği Halaka Zikrinin bir vechi şu şekilde icrâ edilir.
Eûzü Besmele
İnnallâhe ve Melâiketehû Yusallûne Alennebiy, Yâ Eyyühellezîne Âmenû Sallû Aleyhi ve Sellimû Teslîmâ
Sâlât-ı Şerîfe (es-Selâtu ve’s-Selâmu aleyke yâ Rasûlallâh, es-Selâtu ve’s-Selâmu aleyke yâ Habîballâh, es-Selâtu ve’s-Selâmu aleyke yâ Seyyide’l-Evvelîne ve’l-Âhirîn ve Selâmun ale’l-Mürselîn ve’l-Hamdü lillâhi Rabbi’l-Âlemîn)
Tarikatın Virdi (Abdülkadir Geylânî’nin Salavâtı)
Nasr, Fatiha ve üç defa İhlas suresini tilavet ile bu sureler arasında “Allahu Ekber, Lâilaheillallâhu Allahu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhilhamd” demek sureti ile getirilen Tekbir.
Sâlât-ı Şerîfe
İsm-i Hû 11 defa (Buna dem tutmak denir ve Hû ismi uzatılır. Sonunda “Destur Yâ Efendi Baba, Destur Yâ Abdülkadir Geylânî, Teslimiz Yâ Rasûlüllah” denir.)
Besmele-i Şerîfe (11-100 defa)
Sâlât-ı Şerîfe
Salavât (Allahümme Salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ Âlihî ve Sahbihî ve Sellim)
Estağfirullah el-Azim el-Kerim ellezî Lâilaheillallâhu el-Hayye’l-Kayyûme ve Etûbu ileyh ve Eseluhu’t-tevbete ve’l-mağfirate ve’l-hidâyete lenâ innehû Hüve’t-tevvâbu’r-rahîm (3 defa)
İstiğfar, Estağfirullah (100 defa) sonunda Estağfirullah el-Azim el-Kerim ellezî Lâilaheillâhû el-Hayye’l-Kayyûme ve Etûbu ileyh Tevbete Abdin Zâlimin li-nefsihî la Yemliku li-nefsihi Mevte’v-velâ Hayâte’v-velâ Nüşûra
Sâlât-ı Şerîfe
Va’lem Ennehû Lâilaheillallâh
Lailaheillallâh (100-300 defa)
Haşir Suresinin son ayetleri (Lev Enzelnâ Hâze’l-Kurâne…)
Buraya kadar Kuûdî (oturarak) icrâ edilen zikir bundan sonra ayağa kalkmak sureti ile devam eder.
Sâlât-ı Şerîfe
Lailaheillallâh (100-700 defa) sonunda el-Meliku’l-Hakku’l-Mubîn Muhammedu’r-rasûlüllah Sâdiku’l-va’di’l-emîn.
Sâlât-ı Şerîfe
Lafz-ı Celâl, Allah (100-1000 defa) sonunda Celle Celâluhû ve amme Nevâluhû ve Lâilahe gayruh
Buraya kadar Kıyamî Devam eden zikir bundan sonra İllallâh, Allah, Allah Hayy, Hayy Hayy, Hû ve yöneticinin gösterdiği diğer esmâ ile devam eder. Tempo yükselir ve iner. Eğer işaret edilir ise devrâna geçilir.
Sâlât-ı Şerîfe okunur ve oturulur.
Sâlât-ı Şerîfe
İsm-i Celâl, Allah (100-300 defa)
Sâlât-ı Şerîfe
Yâ Latîf (100-300 defa)
İstenir ise Yâ Latîf zikri kısa tutulur ve Esmâu’l-hüsnâ okunur.
Kur’an Tilaveti (Amenerrasulü)
Dua
Burada kaydedilen zikir adetleri zikri yöneten zât tarafından azaltılıp çoğaltılabilir.

Bu Yolda Teslimiyetin Ehemniyeti

Dervişliğin ve tasavvufun yolu şeyhine teslim olmaktır. Bir müridin teslimiyeti şu şekildedir;İbrahim (as) İsmail (as)’a şöyle dedi;“Oğlum Allah-u zü’l-Celâl bana seni kendisine kurban etmemi vahiy etti. Ben emr-i ilâhiyeyi yerine getireceğim ve seni kurban edeceğim.
”İsmail (as);“Babacığım Allah-u zü’l-Celâl’in emrine ben itiraz edemem ona inkıyat edeceğim. Yalnız beni keserken senin şefkat ve merhametin doğar onun için benim ellerimi ve ayaklarımı bağla sana eziyet etmeyeyim.

Ayrıca beni ensemdem kes yüzüme bakıp da emr-i ilâhiyeyi yerine getirmede tereddüde düşmeyesin. Bir de annem bene çok sever . Annemin gönlünü incitme benim selamımı söyle emr-i ilahî böyleymiş diyerek olanları hoş bir lisanla anlat” diyor. Müslümanın Hakk’a teslim olma mecburiyeti vardır. Hazret-i İbrahim (as) ateşe atılırken semavâtın ve arşın melekleri galeyana gelerek, Allah-u zü’l-Celâl’e şöyle yalvardı;“Sana bir kul ibadet ve taat ediyordu. Seni tanıyor seni biliyordu. Bu kadar isyan içerisinde, küfür içerisinde bulunan bir toplumda böyle bir belanın İbrahim’e yükletilmesine ve onun ateşe atılmasına müsaade edecek misin?”Allah-u zü’l-Celâl;“Benim hikmetim var” diyor. İbrahim (as) mancınıktan ateşe fırlatılır fırlatılmaz melekleri İbrahim’in yardımına gönderdi. Melekler Hazret-i İbrahim’e geliyorlar. Sel melâikesi; “Üfleyip ben bu ateşi su gölü yaparak yok edeyim”, yel melâikesi “ben bu ateşi dağıtarak yok edeyim” diyorlar.

Hazret-i İbrahim;“Hasbiyallahu ve Ni’me’l-vekîl” “Allah bana yeter, o ne güzel vekildir (Âl-i imrân, 173) duasını okuyor. Hazret-i İbrahim (as) Allah-u zü’l-Celâl’in vekaletini kabul ettiği için hitabı ilahî geliyor; “Ey ateş sen İbrahim’e karşı mizacını değiş! Soğu (berden) ve üşütme (selamen). Eğer “selâm” hitabı gelmemiş olsaydı İbrahim (as) ateşin içinde soğuktan donacaktı. Allah’a teslim olana ateş de mizacını değişir. Allah’a dost olana her şey dost olur. Mürid mürşidine teslim olduğu zaman Allahrasulü’ne teslim olmuş,
Allah’a teslim olmuş olur. Allah-u zü’l-Celâl “Kim peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” buyurmaktadır. Bu teslimiyet öncelikle müridde şu hasletlerin var olmasıyla değer kazanır;Mürit sıfat-ı rasul ile mevsuf olacaktır. Bu ise ancak Rasulüllah’ın hareketlerine ve yaşantısına dikkat ederek öylece yaşama gayreti göstermekle mümkündür. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır;“İnananlar, kötülükleri iyilikle savarlar, kendilerin verdiğimiz rızıktan Allah rızası için harcarlar. Boş söz işittikleri zaman, ondan yüz çevirirler ve “bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz size, size selam olsun. Biz kendini bilmezleri istemeyiz” derler.”
Bu bakımdan sofiler insanların uyumsuzluklarını hoş karşılamalıdır ve yine Allah-u zü’l-Celâl’in buyurduğu üzere “yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) “selam” derler (geçerler). Ve onlar ki, yalan şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıkları zaman vakar ile oradan geçip giderler. Yani sofiler kendini bilmezler ile sürtüşmemeli çatışmamalıdır. Ehlullah yoluna müntesip olan kişide şu ahlakî ilkeler bulunmalıdır;Teslimiyet, Sıdk (doğruluk), Rıza, İyiliği emretmek kötülüğü nehyetmek, Tevbe ve istiğfar,
Hakikate bağlılık, Allahdostları ile dostluk, Allah yoluna basiret ile imtisal etme, Allah dostlarının izinde hareket etme, Tebliğ, Sabır, Dua, Kabirleri ziyaret ve ahirete hazırlık, Ehlibeyt’i sevmek ve onların hizmetinde bulunmak, Efendi Baba hazretlerinin eserlerini sık sık okumak sohbetlerine imtisal etmek, Müşaverede bulunmak, tevazu ile dünya sevgisinden uzaklaşmak.

Yolumuzda Rabıta

             Nur-ı Muhammediye’den Hakk dostlarınına sirâyet eden nurun mürşidin kalbine dolması, oradan da müritlerin gönlüne akmasıdır.Tarikat-ı âliye’de irşad ehlinin kalbine gelen nurdan müridinin kalbine nur geçer, müridin kalbine geçen bu nur dolayısı ile ona ilham kapısı, mübeşşerât kapısı ve feraset kapısı açılır. Bu nur kapılarını açmak için öncelikle mürit şeyhinin elini tutar ve ona bey’at eder. Kendi kalbini şeyhinin kalbine bağlar, rabıta yapar.
           Kalpten kalbe yol vardır. Rabıtanın gayesi, gönülden gönüle geçen feyizden istifade ederek, Allahrasulü’nün nurundan tâ müridin gönülüne gelen nur aracılığı ile gönüldeki ilham kapılarını açmaktır. Bunu şu misal ile açıklayabiliriz;Bebekler anne karnındayken annesine göbek bağıyla bağlıdır. Çocuk annenin yeme içmesinden bu bağ sayesinde istifade eder. Eğer bu bağ bir vesile ile koparsa veya işlevini yitirirse çocuk anne karnında ölür.
            Çocuk bu bağ sebebiyle beslenir, kemalleşir ve neticede dünyaya gelir. İşte rabıta buradaki göbek bağı gibidir. Mürit kemalleşene kadar feyiz, aşk, muhabbet gibi şeyhindeki bütün haller rabıta vasıtasıyla müride geçer. Mürid böylelikle kemalleşir ve ona ilham gelir. Ehl-i beyt mürşid Seyyid Efendi Baba hazretlerine müntesip olan kardeşlerimiz her gün muntazaman rabıta yapar. Şeyh Rabıtası şu şekilde icrâ edilir;Allahdostlarının izinde bulunan bir sofi abdestli olarak kıbleye yönelir ve öncelikle şu zikirleri çeker.
1. 100 defa “Estağfirullah” sonunda “Estağfirullah el-Azîm el-Kerim ellezî lâilahê illâ Hû el-Hayye’l-Kayyume ve etûbu ileyh.
2. 11 defa salavât-ı şerîfe (Allahümme salli ala muhammedi’v-ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim”
3. 20 defa besmele-i şerîfe (Bismillahirrahmânirrahim)
4. 1 defa Fatiha suresi
5. 3 defa İhlas suresi
Bu zikrin akabinde “Destur yâ Şeyhim Efendi Baba Hazretleri” der.
Manen izin alır ve gözlerini kapar.
Manen Efendi Baba hazretlerinin huzurunda bulunduğunu hisseden sofi şeyhini şu usul ile tahayyül eder.

             Seyyid Efendi Baba hazretlerinin nuru çeşme gibidir. Sofi de o çeşmenin bir kabıdır. Çeşmeden akan sular kapları nasıl dolduruyor ise Seyyid hazretlerinden sadır olan nur da müridi böylece Allah’ın nuruna gark eder.
Seyyid Efendi Baba hazretlerinin nuru bir çadır gibidir. Sofi de o çadırın içerisinde oturan bir kimsedir. Bir çadır nasıl içindekini çepe çevre kuşatmış ise Seyyid hazretlerinin nuru da öylece müridi çepe çevre kuşatmıştır.
Seyyid Efendi Baba hazretlerinin nuru sırta giyilen bir aba gibidir. Aba, giyen kimseyi nasıl sarmış ise Seyyid hazretlerinin nuru da müridi bu şekilde sımsıkı sarmış durumdadır.
Seyyid Efendi Baba hazretlerinin nuru bir deniz gibidir. Sofi ise bu denize düşmüş bir damladır. Damlalar nasıl denizin içerisinde kayboluyorsa mürid de kendini Efendi Baba hazretlerinin nurunda böylece kaybeder.
Mürit en az beş dakika bu manevî halin idrakine gayret sarfeder. Mürit kendisine bıkkınlık vermeyecek kadar ancak olabildiğince uzun bir müddet rabıtasını uzatmaya çalışmalıdır. Zira rabıta müridin şeyhi ile olan bağını kuvvetlendirecek ve rabıta yapan zâtın veliler yanında kıymetini arttıracaktır. Mürit rabıtadan çıkmak istediği vakit “Destur Yâ Efendi Baba hazretleri” diyerek manen izin istemeli, sağ ve sol taraflara yüzünü çevirmek sureti ile “es-Selâmu aleykum ve rahmetullah” diyerek her iki tarafa selam vermelidir. Rabıta akabinde mürit Besmele-i şerîfe ile birlikte 1 Fatiha suresi ve 3 İhlas suresi okumalı. “Subhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yesifûn ve selâmun ale’l-mürsilîn ve’l-hamdülillâhi rabbi’l-âlemîn” diyerek dua etmelidir. Hasıl olan sevabı Peygamberimiz (sav) Efendimizden başlamak sureti ile Seyyid Efendi Baba hazretlerine gelinceye kadar Kadiri yoluna hizmet etmiş bulunan tüm ehlullahın ruhaniyetlerine bağışlamalıdır. Sofî “fenâ fi’ş-şeyh” makamını buluncaya bir diğer ifade ile Seyyid Efendi Baba hazretlerinin telkinine kadar Şeyh rabıtasına devam etmelidir.
Peygamberimiz (sav) Efendimizi, Pir Seyyid Abdülkadir Geylânî hazretlerini ve Seyyid Efendi Baba hazretlerini kapsayan üçlü rabıta ancak Efendi Baba hazretlerinin telkini ile yapılmalıdır. Zirâ bir doktorun hastaya gerekli ilaçları göstermesi gibi sofiye gerekli manevî ilaçları da Efendi Baba hazretleri işaret etmektedir. Bunun haricine çıkmak sofiye fayda sağlamayacağı gibi kendini manevî bir sıkıntıya düçar edecektir. Bir sofi şeyhi harincindeki kimseleri rabıtasına almamalıdır. Rabıtaya başkalarını katarsa vücut alemi velveleye düşer. Müridin manevî dengesi bozulur. Bir müridin şeyhi vefat ederse evlâd-ı rasulden olan biri kemalleşerek onun makamına yerleşene kadar mürid, vefat eden şeyhine rabıta yapmaya devam eder. O şeyhin soyundan gelen evlâd-ı rasul vefat eden şeyhin makamına yükselince mürid bu sefer rabıtayı ikinci bir şeyhe bağlar.

Günlük Ders-Vird

Cehrî zikir kadirî tarikatı Hz. Ali (kv) ile başlamıştır. Kadiriye Tarikatı’nda zikir aşikare icrâ edilir. Kadiriye yolunun esası tevhidi “lâilaheillallâh” ve lafza-i celâli “Allah” çokça anmaktır. Muhammediye yolunda
“Allah” ismi ve “lailaheillallâh” zikri çok çekilir. Nitekim yer ve gök ancak tevhid ile ayakta durmaktadır. Tevhide ve Allah-u zü’l-Celâl’in ismine devam etmek gereklidir. Allah-u zü’l-Celâl “İsm-i Azâm” duasını lafza-i celâl’in içine gizlemiştir. Tevhidin içinde ism-i azâm duası gizlidir. Bunlarla zikreden bir sofi bütün esmây-ı hüsnâ ile zikretmiştir. İlahî marifetullahın özü budur. Diğer özler bunun içindedir. Bizler Allah’ı gerek tevhit ve gerekse lafza-i celâl zikriyle çokça anmalıyız.

Marifetullah’ın birinci basamağı zikirdir. Zikirden sonra cezbe gelir, cezbeden sonra aşkullah, aşkullahtan sonra ise marifetullah zuhur eder. Dervuş; geceleri ve gündüzleri zikrullah çeken insandır. Herkes kendi sanatından lezzet duyar. Derviş de dergahından lezzet duyar. Zikir sohbetinden lezzet duyar. Sofu zikir yaparken dağlar da taşlar da kuşlar da sofiyle birlikte zikir çeker. Nitekim her şey zikir yapar. “Allah’ı hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz., onların tesbihlerini iyi anlayamazsınız.”Sofinin zikrine bütün zikir yapanların zikri iştirak eder. Onun zikri ırmağın suyuna benzer ki ırmak denize boşaldığı zaman nasıl ki deniz suyuna dönüşüyor; sofiler de zikir yapa yapa onun zikri evliyaların zikrine, enbiyaların zikrine, onların dualarına, onların ibadetlerine karışır. Onlarla beraber sonsuz bir ibadet taat ve zikir sevabı alır.
Sofi yani zikir ehli zikre başladığı zaman oturduğu haneler lisân-ı hal ile onunla beraber zikir yapar. Semadaki melekler, küre-i arzdaki melekler onun zikrine katkıda bulunur. Nitekim her şey zikir ile sevinç duyar. Ehl-i dalâletten biri öldüğü zaman “Yâ rabbi bu murdarı benden çıkarttın taciz oluyordum, benim içimde geziyordu üzülüyordum. İyi ki bu öldü ferahladım” diye yer gök sevinir. Ama ehl-i imandan birisi öldüğü zaman hanesi, seccadesi gam keder içinde, oturup kalktığı yerler hüzün içinde “Yâ rabbi seni zikreden kulun ile biz sevinç duyuyorduk” diye lisân-ı hal ile seslenir.
Onun için Allah’ı çok zikretmemiz gerekir. Abdestli abdestsiz nerde olursak olalım zikirden vazgeçmeyelim. Zikri çok çekelim, kişi zikir yapa yapa kemalleşir. Nitekim evliyaullah ancak zikir yapa yapa kemale ermiştir. Zikirler Allah’a iltica ederek karşılığını bulur. Allah-u zü’l-Celâl şöyle buyurmaktadır; “insan hiçbir söz seylemez ki yanında onu gözetleyen, dediklerin zapteden bir melek hazır bulunmasın.” Allahrasulü de şöyle buyurmaktadır. “kul “Allah” dediğin de “Lebbeyk” buyur yâ kulum ne dersin” diye hitâb-ı ilâhî gelir.” Her zikre mutlak bir karşılık verilir.

Muhammediye Kolu’nun günlük Dersi

Euzübillahimineşşeytanirracim Bismillahirramanirrahiym“Artık namazı bitirdiğin vakit ayakta iken, otururken ve yanlarınız üzerine yatarken Allah’ı zikredin.“ (Nisa: 103) „Zikir, islamın ruhu olan sevgi ve muhabbeti temin eder.“ Allahım! Kalbi ve ruhu ile zikredenlerden ve zikrin faydasını görenlerden eyle (Amin).Euzübillahimineşşeytanirracim BismillahirramanirrahiymÜç İhlas bir Fatiha ve Rabıta 100 x: Bismillahirrahmanirrahiym
100 x: Estağfirullah Sonunda: El Aziym, El Kerim ellezi la ilahe illahu, El Hayyul Kayyum ve etubu ileyh.
100 x: Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed Sonunda: Ve sahbihi ve sellim
500 x: Ya Latif
500 x: La ilahe ilallah Sonunda: Muhammedün Rasulullah
1000 ile 3000 arası: Allah Sonunda: Celle Celalühü

Dua: Ya Rabbi,Ya Rabbi,Ya Rabbi,Ya Rabbi,Ya Rabbi,Ya Rabbi,Ya Rabbi (7x)
Buradan hasıl olan sevabı evvelen, bizzat hulasayı mevcudat, habibi huda, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimizin ruhu şerifelerine hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi. Hulafai Raşidin’in, Ashabı kiramin, Hz. Ali (k.v.)’nin, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in, ehli beytin ruhlarına hediye eyledik. Rabbim vasıl eyle. Pirimiz Gavsul Azam Abdulkadir Geylani hazretlerinin, eren, evliya enbiya şehid şühedanın, Seyyid Burhanettin hazretlerinin, Ahmet Kuddusi hazretlerinin, Said Nursi hazretlerinin, İbrahim Tennuri hazretlerinin, Hacı Hüseyin Aksakal hazretlerinin Seyyid Osman Efendinin, kadiri tarikatından ve bütün tarikatdan ahirete göçedenlerin ruhlarına hediye eyledik. Vasıl eyle ya Rabbi. Mürşidimiz Seyyid Muhammed Efendinin ruhaniyetine hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi. Annemizin ve Babamızın ve geçmişlerimizin Ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi. (Amin) veya daha geniş bir Dua

Günlük Evrad

Günlük dersin akabinde Seyyid Abdülkadir Geylânî’ye ait olan şu dua okunur;
Allah’ım, salât ve selamların en üstününü, bereketlerin en bolunu, tazim ve ihtiramların en yücesini beşeriyetin en şereflisi, ve iman hakikatlerinin kaynağı olan efendimiz Muhammed (s.a.v)’in ve âl-u ashabının üzerine daim ve ebedî kıl.
Peygamberimiz (s.a.v) efendimiz, ihsan tecellîlerinin mekânı, ruhani sırların konağı, peygamberlik gerdanlığının birleştiricisi, rasuller ordusunun öncüsü ve tüm yaratılanların en üstünüdür. O, en yüce izzet bayrağının taşıyıcısı ve üstünlük dizginlerinin sahibidir.

Hazret-i Muhammed (s.a.v), ezeliyet sırlarının şahidi ve öncekilere ait tüm nurları üzerinde taşıyandır. Allah (c.c) lisanının tercümanı, ilim, hilim ve hikmetin kaynağı, küllî ve cüzî vücudun mazharı ulvî ve suflî varlık alemlerinin göz bebeği. Dünya ve ahiret cesedinin ruhu O’dur.
Hazret-i Muhammed (s.a.v) dünya ve ahiret hayatının kaynağı, en üstün kulluk vazifelerinde bulunan, seçilmişlik makamlarının ahlakı ile ahlaklı olan, her türlü vasfın üzerinde bir şerefe sahip olandır. O çok cömert bir dost, büyük ve yüce bir sevgilidir.
Yâ Rabbi, tüm bu vasıfların sahibi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’a, onun ehline, ashabına ve O’na ihsan ile tabi olan herkese, yarattıklarının adedince, arşın süslerince, zâtının genişliği ve rızanın büyüklüğünce, kelimelerinin sayısı ve uzunluğunca sonsuz salât-u selâm eyle. Seni ananların her anışında ve kullarının senin zikrinden gafil oldukları her anda, kıyamete değin çokça ve tam bir şekilde peygamberimiz (s.a.v) efendimize salât-u selâm kıl.
Allah’ım senin sonsuz ve taşkın rahmet deryandan bir bölüm, senin yakınlık nurundan bir parça, dostluk ve kerem denizinden bir katre de bizlere ihsan et. Her işin ve her şeylerin anahtarları şüphesiz senin elindedir. Katından bize bir rahmet, ilim ve yakınlık ver. “Allah” ism-i celilin hürmetine bunları niyaz ediyoruz. Bizi rızana ermekle nimetlendir.
Allah’ım, rahmetinle bizleri idrak sahibi kıl. Tüm beşeriyetin sıkıntılarını ve ihtiyaçlarını gideren sadece sensin. Bizlerin de sıkıntılarını gider. Bizleri üzüntü, gam ve kederden kurtar.
Ey cömertlerin ve kerem sahiplerinin en yücesi, kendine inananları selamete çıkaran Allah’ım, lütfun, cömertliğin ve keremin ile dualarımız kabul eyle.
“Ey Habibim, eğer yüz çevirirler ise deki; “Bana Allah (c.c) yeter, O’ndan başka ilah yoktur. O’na tevekkül ettin. O en yüce arşın rabbidir. ”
“Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzeh ve yücedir. Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun. Hamd Alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur.

اللَّهُمَّ اجْعَلْ اَفْضَلُ صَلَوَاتِكَ اَبَداً ^ وَ اَنْمَى بَرَكَاتِكَ سَرْمَداً ^ وَ اَزْكَى تَحِيَّاتِكَ فَضْلاً وَ عَدَداً ^ عَلَى اَشْرَفِ الخَلاَئِقِ الاِنْسَانِيَّة ِ^ وَ مَجْمَعَ الحَقَائِقِ الاِيمَانِيَّةِ ^ وَ طُورِ التَّجَلِّيَاتِ الاِحْسَانِيَّةِ ^ وَ مَهْبَطِ الاَسْرَارِ الرُّوحَانِيَّةِ وَاسِطَةِ عَقْدِ النَّبِيِّينَ ^ وَ مُقَدِّمِ جَيْشِ الْمُرْسَلِيْنَ ^ وَ اَفْضَلِ الْخَلْقِ اَجْمَعِينَ ^ حَامِلِ لِوَاءِ الْعِزِّ اْلاَعْلَى ^ وَ مَالِكِ اَزِمَّةِ الشَّرَفِ اْلاَسْنَى ^ وَ شَاهِدِ اَسْرَارِ اْلاَزَلِ ^ وَ مَشَاهِدِ اْلاَنْوَارِ السَّوَابِقِ اْلاُوَلِ ^ وَ تَرْجُمَانِ لِسَانِ الْقِدَمِ ^ وَ مَنْبَعِ الْعِلْمِ وَ الْحِلْمِ وَ الْحِكَمِ ^ وَ مَظْهَرِ الْجُودِ الْجُزْئِىِّ الْكُلِّى ^ وَ اِنْسَانِ عَيْنِ الْوُجُودِ الْعُلْوِىِّ وَ السُّفْلِىِّ ^ رُوحُ جَسَدِ الْكَوْنَيْنِ ^ وَ عَيْنِ حَيَاةِ الدَّارَيْنِ ^ الْمُتَحَقِّقِ بِاَعْلَى رُتَبِ الْعُبُودِيَّةِ ^ اَلْمُتَخَلِّقِ بِاَخْلاَقِ الْمَقَمَاتِ اْلاِصْطِفَائِيَّةِ ^ اَلأَشْرَافِ جَامِعُ اْلاَوْصَافْ ^ اَلْخَلِيلِ اْلأَكْرَمِ وَ اْلحَبِيبِ اْلاَعْظَمِ ^ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ وَ مَنِ اتَّبَعَهُ اِلَى يَوْمِ الدِّينِ ^ عَدَدَ خَلْقِكَ وَ زِينَةَ عَرْشِكَ وَ رِضَاءَ نَفْسِكَ وَ مِدَادَ كَلِمَاتِكَ ^ كُلَّمَا ذَكَرَكَ الذَّاكِرُونَ وَ غَفَلَ عَنْ ذِكْرِكَ الْغَافِلُونَ ^ وَ سَلِّمْ تَسْلِيمًا كَثِيرًا كَثِيراً اِلَى يَوْمٍ الْجَزَاءِاَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْاَلُكَ فَيْضَةً مِنْ فَيَضَانِ فَضْلِكَ ^ وَ قَبْضَةً مِنْ نُورِ صِلَتِك وَ اَنَسًا وَ فَرْجًا مِنْ بَحْرِ كَرَمِكَ ^ بِيَدِكَ اْلاَمْرُ كُلِّهِ وَ مَقَالِيدُ كُلِّ شَيْءٍ ^ فَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً و عِلْمًا وَ يَقِينًا ^ وَ اَسْاَلُكُ يَا الله ياَ الله ياَ الله ^ اَنْ تُنْعِمَ عَلَيْنَا بِرِضَاكَ ^^ اَللَّهُمَّ اَدْرِكْنَا بِرَحْمَتِكْ ^ وَ فَرِّجْنَا عَنَّا مَا نَحْنُ فِيهِ ياَ مُفَرِّجَ كَرْبِ الْخَلاَيِقِ اَجْمَعِينِ ^ وَ نَجِّنَا مِنَ الْغَمِّ وَ الْهَمِّ وَ اكْشِفْ الْحُزْنَ ^ ياَ مُنْجِىَ الْمُؤْمِنِينَ ^ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللهُ لاَ اِلَهَ الاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَ هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ^

^ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ ^ وَسَلامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ ^ وَالْحَمْدُ

لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ^